2010'da Çok Şey İstiyoruz...

İki ayakkabı boyacısının sandığı…

Dili yok, anlattıkları çok…

Birileri çıkıp iki ayrı farklılığı anlatmaya kalksa dillendiremezdi yaşanılanları bu kadar.

Oysa…

Dilsizliklerine inat dillendirdikleri dillere dolanıyor.

Biri; “kaybedebilme kabiliyetinin” dekoru,

Diğeri; “kazanma gücünün” sermayesi…

Biri; mahcupluğuyla,

Diğeri; gururuyla ‘gözdeler'.

Biri; 79,82 ve 84 yıllarında 10 bin, 30 Milyon ve 15 Milyon TL Milli Piyangodan çıkmış Adanalı Mustafa Savgan'ın “ekmek parasını” kazanmak için yine kendisine kaldığı sandık,

Diğeri; yıllarca omzunu çürüterek, hayatını yeşerttiği yazar Halit Ertuğrul'un “Okuma Kapısı”.

Biri; şu an ahlarla ‘gözleniyor'

Diğeri; her an bir hatırlatıcı halleriyle ‘gözleniyor.'

Kazanmak; bazen kaybetmenin ta kendisi.

Kaybetmekse; çoğu zaman kazanmaların başlaması…

Milli Piyangodan 3 defa hatırı sayılır meblağda kazanan Mustafa Savgan 2 ayda 150 memurun maaşını yerken, tek odalı bir evde babasız okumaya gayret eden Halit Ertuğrul 1 memurun belki ayakkabı boyatıp vereceği paranın peşinde.

Mustafa Savgan…

Eski sandığını ‘kaybedebilme kabiliyeti' belgeselinde kullanmak üzere sattı. Yeni bir sandıkla şimdi yine yollarda…

Halit Ertuğrul…

Omzundan düşürmediği okuma kapısı olan Ayakkabı boyası sandığının anlattıklarını dinleyerek üçbinkırkıncı konferansını bizlere vermek üzere Serik'teydi.

Halit Ertuğrul…

Tanıyanlar bilir. Kendi hayatı gerçek bir roman. Okuyun, çarpılacaksınız hikayesine. Bir hayattan binlerce hikaye…

Tek nefeste izlenilen enfes bir konferans oldu. 4 gündür çevre ilçelerde konferans salonları dolup taşan dinleyicilerinin yanında salonu dolduramayan Serikliler olarak mahcup olmadık desem yalan olur. Kendisinin nezaketen söylediği “az ama demek ki özel bir konferans olacak” sözü meğer verdiği bir müjdeymiş biz dinleyicilerine.

Kaçıranlar üzülmeli…

Hem hayatlarında özenle koruyacakları bir akşamı kaçırdılar, hem de Seriklilerin o ‘özel anı' paylaşmasını. O özel an'ın ne olduğunu da sadece oradakiler ömrü boyunca saklayacaklar.

Bir gün tekrar gelir mi ilçemize ya da ne zamana gelir bilinmez.

İki gün boyunca gazetemizde ve sitemizde geleceğini haber vermemize rağmen; kitapları Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü tarafından tavsiye edilen bir yazarın konferansı nasıl kaçırılabilir bilemiyorum. En çok da eğitim camiası…

Çok çok önemli olmayan programlarda ilk sıradaki sandalyelere sıralanan protokol, böylesi bir konferansa İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü, Emniyet Müdürü ve İlçe Tarım Müdürüyle nasıl sınırlı kalır onu da anlayamadım. Bir de katılamayıp telgraf gönderen Kaymakamımız var. Gözlerim diyor ki; çok aradım…

Serik'te kültürel eksiklik had safhada. Kültürel etkinliklere katılımsa malum…

Konserlerde hınca hınç dolan meydanın yanında konferans salonları bomboş.

Buluşmak istediğimiz yazar, aydın, sanatçı, bilim adamı çok. Dar kapıdan geçmek zor, birileri ve daha da birileri kapıları ardına kadar açmalı.

Bizleri Halit Ertuğrul'la buluşturan Eğitim Bir-Sen'e teşekkür ediyor, katılım az olsa da daha nice kültürel buluşmalar diliyorum.

2010'da çok şey istiyoruz, 2010'dan değil…