Takvimlerde gösteren Dünya Mizah (Şaka) gününe biraz itibar etseydim şu taze yazımda ‘İmamın Ordusunu' okuduğumu, neler düşündüğümü yazacak son satırında da 1 Nisaaaan diyecektim. Amma velakin ben ‘1 Nisan' adı altında yapılan şakaların yalan deryasına akan derecikler olduğuna inananlardanım. Öyle abartılıyor ki şakalar, yalana kılıflandırılıyor.
Fazlasıyla meraklandırılan, okumayacak olanın dahi canının çektirildiği kitabı okumadım ama, ‘unutulmaz' bir haber okudum. Gazete sayfalarının 2. Sayfasını Magazin sayfası deyip atlamamanızı öneririm. Zira sosyal gerçeklik 3. sayfadan ziyade o sayfada gizli.
Antalya'mızın değerli Valisi Ahmet Altıparmak; “Dizi furyasını, kitap okuma furyasına çevirelim” demişti geçenlerde. Ne güzel istek demiştim ‘Fatmagül'ün Suçu ne?' dizinin fanatiklerini düşünürken. Beyhude olduğunu bile bile kitap furyası hayaline ben de ortak oldum.
Bu ülkede kitabın dizisi yapılıp seyirciye sunulurken, seyirci diziden sonra kitabına merak salıp okuyor. Dizinin sonunu merak ettiğinden ya da kitabı dizinin senaryo tekstleri olduğunu düşündüğünden. O da güzel diyoruz. Merakını celbedip okutturuyoruz ya! ‘Bihter çizmeli' kızımız kitapçılara gidip “Aşk-ı Memnu'nun kitabı çıktı mı?” diye soruyor ya o da yeter. “Bu kitabın yazarı Halit Ziya Uşaklıgil mi, aaa bir yanlışlık olmalı. Behlül yazdı bu aşk kitabını” demesin de…
Gazetenin 2. Sayfasındaki unutulmaz haberdeki cümleye bakın: “ Bizim için ‘Unutulmaz' bir tutku. Dizi biterse biz ne yaparız, kesin hastanelik oluruz.” “Aramızda Çarşambaya kadar iyileşmek için doğumunu sezaryen ile Pazartesi güne yaptıranlar, kapıyı-telefonu açmayanlar var.” “Biz sizin aşkınıza öyle inandık ki başka bütün aşklar yalan geliyor. Gerçek hayatta sizin gibi aşık arıyoruz, bulamıyoruz. (Bu cümleler dizideki baygın bakışlı Harun karakteri için) Alsın bu cümleleri öğretmeni, doktoru, psikoloğu evire çevire incelesinler. Cümlede ne bir anlam kayması, ne bir devriklik var, taş gibi gerçek hepsi.
Bizim ‘kitap kurdu' valimiz dizi furyasından kurtulalım diyedursun ‘dizi biterse biz ne yaparız, kesin hastanelik oluruz' diyen bir kitle var. Hem de diziyi 77 haftadır izleyen… 77 haftada kaç kitap okudunuz diye sorsak 7 kitap diyen 7 kişi çıkarsa bende yedim derim.
Öyle ileri gidiliyor ki, cinsiyetimden utanıyorum bazen. Kocaman fotoğraflarla bir haber veriliyor; bir kız bar çıkışında Fatmagül'ün Suçu Ne?dizisinde Fatmagül'e tecavüz eden karakterlerden birine bağırıyor; “Fatmagül'ün olayım senin.” Duraklıyorum. Kızın, dizideki tecavüzcü karakterindeki kişinin peşinden gitmesine “telefonumu kaydetmeyi unutma” diye de yalvarmasına çıldırıyorum. Reyting rekoru kıran filmi izlerken tecavüzcüsüne aşık olsun Fatmagül diye dua edilirken, tecavüz sahnesindeki ‘Fatmagül'ün donu' pazarda bu sıfatla bağırılarak satılırken, ülke genelinde bir ‘kitap furyası' başlatmamız ‘ütopik' gözüküyor.
Komşusunun açlığını televizyon programlarından ağlayarak öğrenen kişi, katledilmekten kaçan birine Çarşamba günü ‘Unutulmaz' dizisinde kapıyı açar mı?
…
Çalan kapıya bakmayan kişi, televizyon programında Çarşamba günü öldürülen kişiye ağlasa ne yazar. Bu sosyal olay yazılsa, kitap haline getirilse kim okur. Okunmayan kitabı güzel bir kız, yakışıklı bir erkek tarafından oynattırılarak çekilse kim izlemez.
Hazırlayın çekirdeği, meşrubatları dizi başlıyor. Sokaktaki Fatmagüller Perşembe günü kimseyi rahatsız etmesin…