Adını Sen Koy

Dünya iğne deliği de içinden geçemiyoruz bazen.

Her birimizin kalbinde öyle yaralar var ki ne zaman kanayacağı belli değil. Tedavisi üstünü kapatmak bir süreliğine. Ne zaman kıvranmaya başlasan, yüreğin kanıyor aynı anda. Üzerini örttüğün milyon çözüm açılıyor bir bir. Öyle ki sızan kan bütün vücudunda geziniyor da sen acısını sadece yüreğinde hissediyorsun.

Yüreğin bir defa yaralandı mı kanamayı tamamen durdurmanın imkanı olmuyor.

Acı…

Oysa acılar güçlendirir insanı. Her yaşanmış acı bir sonra gelecek acıya hazırlıktır. Böyle böyle öğreniyorsun kanarken acı hissetmemeyi.

Mücadele gücüne sebeplerin varsa iğne deliği dünya kocaman çember oluyor. İçinden atlaması oyun olan.

Sebepler…

Sebepleri doğru seçmekse yine kanayan kalbinin işi. Zorluk onun.

Sahi zorluğu seçmemiş, kanamayan kalp var mıdır acaba?

Zorluğu seçmemiş mi? Yooo zorluğu seçen bir kalp olabilir mi? Olsa olsa zorluğa zorlanmıştır.

Demek ki zor'du hayatı Coşkun'un da. Kanayan bir yarası vardı, görülmeyen. Dışarıdan her şey normalmiş gibi gözükse de fark edilmemişti yara'sı arkadaşları, öğretmenleri ve ailesi tarafından.

Kıvranıyordu ve kıvrandıkça çember daralıyor, hayat yaşanılmaz görünüyordu.

Bize cemreler düşmüş bahar ona mevsimsiz zindandı.

Sebepler…

Hayata tutunuş sebepleri belli ki pamuk ipliğinden de çürüktü. Kopması an meselesiydi. Bir an'da “Ben Gidiyorum” dedi ve gitti.

Tutunduğu öz'ünden habersizdi belli ki.

Özü yalnız bırakmaz oysa insanı.

Özüne tutunan, sebeplerini doğru seçer. Kanasa da olmadık zamanda yüreğin kanamalı da devam ettirebilirsin nefes alışlarını.

Mevsim baharını yaşattırır elbet. Dünya genişliğini, güzelliğini, maviliğini gösterir muhakkak.

Ruhun öz'üne sıkı sıkıya bağlıyken özgürse, özgürleşmek için nefesinin alışlarını kendini boşluğa bırakarak sonlandırmazsın. O raddeye gelsen de yüreğine ulaşan bir el hep olur, eğer öz'üne bağlı kalırsan.

Öz'ün, varlığının yegane sebebi.

Adını sen koy.

Adı ne olursa olsun, hıyanet etmez sana.