Agresif, Depresif…

Nasılsınız diyene adettendir iyiyiz deriz. Devamında nasıl gidiyor deyince olanları ordan burdan anlatınca agresif, depresif geçinip gittiğimiz aşikarlaşır.

Umutlu olmak, mutlu olmak geçmiş senelerde kalmış.

Sabah uykulu gözlerle besmelesiz evden çıkan asık suratlıların ayak tıkırtıları duyuluyor sokaklarda. Elleri cebinde, gözleri yerde, kaşlar çatık şekilde yürünen yollarda adım adım hayatı arşınlıyoruz.

Kelimeleri tükenecek gibi dillerimizin de kilitli tek bir günaydına.

Küskün sabahın ışıklarına günaydınsız dillerimiz… Hem içi aydın olmayanın günü mü aydın olacak. Başlanır oflanıp puflanan, gönül verilmeyen, sevgi katılmayan işe. İş ‘iş' oldukça bitirilmesi gereken görevdir. Görevini bir şekilde tamamlamak yorulan işçinin tek derdi. Geciken maaşını alabilmek dahi ekonomik krizde bir gülümseme sebebi. Öğleyin yemek yemek sabah masraf olmasın diye yapılmayan kahvaltıdan sonra mide için şart. Zira mide açken beden işleyemez oluyor.

Güneşin batışını unuttuk iş'imizin sıkışıklığında.

Sahi güneş nasıl batar acaba? Çocukluğumuzdaki gibi turuncuya mı çalar? Ağaçların arasından baktığında mücevher mi dağıtır?

Karanlık sokaktaki yollar yorgun argın bedenlerinin taşıyamadığı ayakların sürünüşüyle dolu. Her sürünen ayağının sahibinin beyninde binbir düşünce. Yatıramadığı faturanın faizi her gün ne kadar arttırır acaba ödemeyi? Kızın eskiyen spor ayakkabısı kaç Beden Eğitimi dersini daha idare eder? Oğlan bursundan aldığı paradan bu ay arttırabilir mi ki? Hanım… Hanıma bir gül alsam hesaptan ne kadar fire veririm? Düşünceler arasında kırışmış bir yüz evin birliğine, dirliğine ne eyler?

Yaşanılanların kırgınlığındaki kızgınlık sitemle buluşunca agresifleşiyor, depresifleşiyor, öylece geçiniyoruz.

İyiyiz yani. Agresif, deprerif geçinip gidiyoruz…