Bir Çift Çıplak Ayak…

Bir anne feryadı. ‘Yavrum' dahi diyemediği bir acı hali. Gökyüzüne savurduğu kelimeler yitik, sadece acılı çığlıklar var. Elinin, kolunun yerini unutuyor, havada savuruyor bir o tarafa bir bu tarafa. Çıplak ayakla koşuyor, aklına üşüşen; ‘Allah'ım olmasın', ‘Hayır olmasın'ları kovalıyor. Umudun var olabileceğini o an bilemiyor. Olumsuz olan her şeyin bir anda başa gelebileceğine o kadar şahit olmuş ki… Şimdi kendisi de şahitlik edebilir bizzat.

Yüreği; ateşe düşmüş kuş. Evvela kanatları yanıyor. Uçamıyor… Sonra onu koruyan tüylerini çırpındıkça kaybediyor. Tüysüz şimdi, üşüyor. Temmuzun en sıcak gününde donuyor.

Az evvel kaza oldu diyenlerin koşturduğu yerde ‘oğlunu gördüğünde' donuyor. Şokta. ‘iyiymiş', dediklerini duymuyor. Kanatlarının yanında belli ki duyma yeteneği de yok olmuş. Hala çırpınıyor bir türlü yerini bulamadığı elleriyle. Bir tutabilse ellerini duaya duracak, şükrüyle ağlayacak. Ağlayamıyor. Sadece çırpınıyor.

Sakinleşecek… Şanslıydı, ben şahit oldum. Ellerimi, çıplak ayaklı annenin ardından yüreğime koyup “İsmin hürmetine Ya Rab”, “Sevgilinin hürmetine Ya rab” diye diye yüzüm şekilden şekle girip, göz ucuyla ‘çocuğun kazayı sıyrıklarla atlattığını' görüp şahitlik ettim. Şahitliğimle devam ettim yoluma..

Hayattı bu. Bir anda kaybedebilirdi. Buna ben de şahitlik edebilirdim. Bu, olmayacak şey değildi. O kadın bugün taziyelerini kabul ettikten sonra oğlunun boş yatağında kaybettiği uykusunu aramadan yastığı ıslatıyor olabilirdi gözyaşlarıyla. Cinnet üstüne cinnet getirebilirdi. Anlıktı. Evinden güle oynaya çıkan oğluna, ağıt yakarak gün geçirebilirdi.

Neler bağışlasa az şimdi. Başta da şükür… Nefesi kestirmeyene teşekkür. Sonsuz…

Biliyorum unutkanız, empati yeteneğimiz zayıf. Kıymet bilmeziz. Elimizdekiler hep bizim deriz. Kaybolmazlar.

Kaybolabilirler işte.

Bir anda…

Keyifle kahkaha atarken bir çarpma sesi duyarsınız. Elinizdeki keyfe ortak çayınızın bardağı kayıverir. Çığlıklarınız sarar gökyüzünü. Başkasının ‘yine kaza oldu lan' cümlelerinin arasında tutulmuş dilinizle, çıplak ayaklarınızla koşturursunuz.

O, siz olabilirsiniz.

En sevdiğinize ‘uzak' kalabilirisiniz bir anda.

Bilmem kanadımız varken, yüreğimizin sıcaklığını hissedebiliyor muyuz?