Kırılmışlığın içinde en küçük kırık parçası gibi hissediyorken, kırılmışlığı bir kenara bırakıp yepyeni sayfalar açmak istiyor gönül, cemreler düşerken…
Kırık kırık yerde paramparça öylece dururken, toparlanıp bir araya getirmeyi hiçbir akıl sahibi eyleme geçirmemişken, kırıkların da çatlayarak tane tane dağılmışken, gönüle bir şeyler oluyor, cemreler düşerken…
Kırılmışlığın acısı üzerindeyken, fark edilmemişken, canına ayaklarıyla basışlarının altında ezilirken, ezilmişliğinle inlerken, inlemenin kesilmesini diliyorsun, cemreler düşerken…
Yaratıldığın toprağın seni bağrına almasına daha varken, sen kırılmışlığın içinde toprağa karışıp topraklaşmak isterken, toprağın üzerine iki ayağınla dimdik durmak istiyorsun, toprağa cemreler düşerken…
Derin bir çukurla bir tepenin en keskin ucunda ağzını dolduran çığlığını dalgaların, kuşların, rüzgarın sesinin ötesinden dağlara duyurmak isterken yüreğin kusmak istiyor çukura içindeki kini, nefreti, cemreler düşerken…
Yan bankta oturanın kendinden geçmiş dinlediği martı sesleri; kulaklarını acıtarak tırmalarken, elleri cebinde ıslık çalıp sana bakış atan gencin yüzüne hasetle bakarken yüzüne tebessüm otursun istiyorsun, cemreler düşerken…
İçinin karanlığı yanında aydınlık bulduğun gecede, sessizliği bozan sesin sahibi böceklere küfür savururken yüzünü gökyüzüne çevirip parlayan yıldızlarla parlamak istiyorsun, cemreler düşerken…
Suların siyahlaştığı gece gibi ümidin tükeniş noktasına gelmişken sipsiyah suların doğan güneşle mavileşmesini istiyorsun, cemreler düşerken…
Eksikliğinin yüzüne vurulmuş kırıklığıyla kenarda beklerken, oyuna alınmayan çizgi dışındaki çocuğun oyuna alınışı gibi hayat oyununa yeniden devam etmek istiyorsun, cemreler düşerken…
Üst üste gelirken beceremediğini düşündüğün hayatın gailesi seni dünyada tekmelerken gelen son tekmeyi ellerinle tutmak ve yok etmek istiyorsun, cemreler düşerken…
Cemreler …
Havanın değişmesi için ‘ümitle' ikinci cemrenin düştüğü suyla toprağını sulamak istiyorsun.
Aylardır hüküm süren soğuğa ılık ılık düşerken cemreler, essin istiyorsun teninin üstünde güzellikler.
Elbet doğa değişirken mevsim mevsim sen de unutulmayacaksın unutmayan tarafından.
Cemreler düşerken farkına varsan da dünyada konuk oluşunu ve konuklara ikramlarda bulunulduğunu, görmüyor musun cemreler her gün düşüyor.
Toprağınız, toprakla buluşuncaya dek cemreleriniz tebessüm ettirsin; yüzünüzü de gönlünüzü de…