Biliyoruz aslında doğduğumuz zaman alnımıza yazılan kaderimizde ölüm olduğunu. Her an, her yerde ölümün karşımıza çıkabileceğini. Bir varla bir yok arasında olduğumuzu. Var'ken yok olmamız hak olmuş en evvelinden. Ahirimiz taa ötelerden verilmiş ne zaman, nerde, kaç yaşında ötelere intikalimiz.
Bir cümle yaşamımız, noktası belirsiz. Bir çizgi ömrümüz doğrusu nerede son bulacak kim bilir?
Yorulduğumuzda hayattan, yaşadığımız günleri kaldıramadığımızı düşündüğümüzde istesek de varamayız Azrail'in huzuruna. Büyük huzura ne zaman çıkılması emredildiyse o vakit yüzleşebiliriz son'la.
“Her nefis ölümü tadacaktır” emrine muhatap her nefes alan… Yaşarken nefesimiz karışıyor ya nefeslerle, biz nefes alırken hangi nefis son nefesini veriyor kim bilir? Bizse bihaberiz nefes alma telaşesiyle…
Kemal Çapraz'ın ölümünü duyduğum andaki şaşkınlığım ölümüne inanmayışım değildi elbette ki. Biliyordum ki; Kemal Çapraz'ın nefesi de “Her nefis ölümü tadacaktır.” emriyle son bulacaktı. Şaşkınlığım; düzene koyduğumuzu düşündüğümüz hayatın aslında düzenlenmesinin bize ait olmadığını farkına vardırılmış olmamdı. Bir anda, beklenilmeyen bir anda…
İftarını davet edildiği yerde yemiş, arkadaşları tarafından evine bırakılmış, yolun karşı tarafına geçerken hızlı gelen bir otomobil çarpmış, komaya girmiş, komadan kurtulamamış ve ölmüştü gazeteci yazar Kemal Çapraz. Sebepler ne kadar da mantıklı ve sıradan. İlk okunduğunda Bize uzak gelen ölüm Kemal Çapraz'ı bulmuştu bir trafik kazası sebebiyle. Sebebin hükümranlığı sonucun vuku bulmasına kadar işte.
Kendisini Türk Eğitim-Sen'de verdiği “Türk Dünyası” semineriyle tanımıştım. Milliyetçi kimliğiyle diyar diyar gezer, aslımızı anlatırdı. Ufuk Ötesi Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı, bir çok sitelere yazılar yazan gazeteci ağabeyimizdi.
Ara ara görüştüğümde Serik'ten tekrar davet geldiğini uygun bir zamanında geleceğini, bizleri de ziyaret edeceğini söylemişti…
Güler yüzlü, tevazu sahibi, alçakgönüllü, bizden biriydi.
İnsandır. Elbet hataları vardır. Ötelerden nasıl karşılanacak bilinmez. Uğurlanırken ötelere tüm camianın milyon kalabalığında eller üzerinde taşındı. Kelamın indiği ayda Rabbe yol alırken, tabutunun üzerinde bıkmadan usanmadan anlattığı Türkiye Cumhuriyetlerinin bayrakları vardı.
Varsa bir gerçek yalan dünyada, hoş seda bırakabilmek insanlığa. Yol uzun olsa da dökülmüş tohumları sulamıştır Kemal Çapraz. Elbet yeşerecektir yollar…
Ruhun huzur bulsun sahibinin katında Kemal Çapraz…
Bir suskunluk var şimdi
Sessizliğinden kalan…
Bir matem var şimdi
Ufkun ötesinde…
Bir rüya gerçekleşiyor şimdi
Düşlediğin hayallerden
Bir çırpınış var şimdi
Ufkun Ötesinden…