Engel(li) Yok…

10 Mayıs: Dünya Sakatlar Haftası (10-16 Mayıs)

11 Mayıs: Görmeyen Günü

12 Mayıs: İşitme ve Konuşma Özürlüler Günü

13 Mayıs: Bedensel (Ortopedik) Sakatlar Günü

14 Mayıs: Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü

Geçen hafta engellilerin haftasıydı. Biz yıllardan ayları eksiltirken engelliler geçen hafta ‘günlerini' artırmanın derdindeydiler. Görülmenin, duyulmanın, ‘fark edilmenin' heyecanındaydılar. Ve sevilmenin arzusunda açtılar kapılarını ardına dek. Hoş, o kapıları hep açık ya. Bir topuk tıkırtısına, bir el tıklatmasına hasret. Yüreklerini de açtılar yeryüzü ve gökyüzünden daha genişlikleriyle. Bu denli sahici, bu denli masum gülücüklerini saça saça el verdiler, el uzatanlara. Uzatan bilir mi bilmem de el uzatan biliyor. Hayat, iki elin birleşmesiyle parlıyor.

Gökyüzü genişliğindeki yürek sahibinin gözlerinde yıldızlar asılı kalıyor. Yıldızını gözlerinde yaşatan, hiç karanlıkta kalmıyor. En karanlıkta dahi yıldızlar ışık saçıyor.

Kirlenmişliğin adını dahi bilmeyen bizce engelli kardeşlerimizin her biri hayat okuyucusu. En saf tarafından, en temiz halleriyle sayfa sayfa çeviriyorlar günlerini. O sayfa çevirilerinin bir gününe tanık oldular Cuma günü Valimizin, Kaymakamımızın ve Vali Yardımcılarımızın eşleri. Duygu fırtınası kapının açılışıyla her bir yürekte hissettirdi kendini. Acıma mı? Değil. Her biri çok iyi biliyorlar ki gün tersine dönerse kendileri o durumda olabilirler. Zaman içinde değil, olursa ‘an' içinde. Şükür mü? Çoğunlukla. Hamd, o anda yüreğin atış hali. Sevgi mi? Evet. En çok da buydu, yüreklerdeki duygu fırtınasının adı. Niye Sevgi? Sanırım bu engelleri veren, ‘sevilme' ödülünü yanına koyuyor.

Ödüllü kardeşlerimizin anneleri ‘özel'ler. Onları anlatabilmenin başarısını göstermek için sanırım ancak ‘özel' olmak gerekiyor.

Milyon defa teşekkür- takdir edilseler, milyon defa elleri alınlara koyulsa zannederim ‘her şeye rağmen iyi ki yavrularımız var' cümlelerine dahi karşılık vermemiş oluruz. O özel annelerden birinin yürek dili gözyaşlarını çözüverdi. Her gün gözyaşlarını gülücüklerle değiştirenler “Okula gitseydi keşke ve geldiğinde çantasını o da fırlatsaydı bir kenara ödevlerini bile yapmasaydı. İnanın hediye falan istemezdim bir kere anneciğim deyip sarılabilseydi.. bir kere öpseydi ömür boyu yıkamazdım yüzümü” cümlelerine gözyaşlarıyla sahip çıktılar.

Verilen hediyeler özel çocukları mutlu etmiştir, ihtimal. Fakat engellilerin ellerini tutan ellerin, varlığıyla hayatın içinde ‘var olmanın' sevincini doyasıya yaşadılar, kesin.

Cuma günü ne o kapıdan giren aynı ‘hal'le dışarı çıktı, ne kapının içinde kalan aynı halle içeride hayatına devam etti. Bu sayfa, mutlulukla yazıldı ve mutlulukla okundu. Sayfayı çevirebilene ‘özür' hali yok.

Okumasını bilene engel(li) yok…