Gözlerimizden Tut…

Durdu. Yürümesi oraya kadar emirli. Adım atmazdı emre amade olan. Atmazdı ya atsaydı yok olurdu. Söyledi de “atamam tek adım, atarsam yanarım.” İki sevgili ‘kün'(ol) anında buluşacaktı. Aracısız, tanıksız.

Ve o her haliyle bilinmeyen buluşmada cennetler serilecekti de ayağının altına adım atmayacaktı en sevgilimiz. Atmam, adım atamam ümmetim olmadıktan sonra. “Ümmetim, ümmetimmm….” Atılmayan adımlar yıldızların yanında, ‘kardeşleri' için atıldı. Çevresindekileri karanlığı usul usul yırtan ‘yıldızlar' addeden Nur, ‘görmeden sevenlerini' kardeşim diye anıyordu. “Kardeşim”. Onlar beni görmeden sevecek. Biz seni görmeden sevdik Ya Rasulullah, Ya Habibullah. Kalbimiz dilimizin ikrarına şahid olsun ki dile getirdiğimiz gönülden.

17-20 Nisan günleri, idrak ettiğimize inandığımız ‘kutlu doğum' haftasıydı. Gönülden O'nun ikliminde gezindi. Başlar, onun dizine konuldu, saçlar onun avuçlarına okşanmak için sığındı. Kardeşim demişti ya… Nazlandık o yüzle. Eksik olacaktık, eksiğiz. Fazlalıklarımız olacaktı, fazlayız. Şımarık, hadsiz, hırslı, süslü, düşüncesiz, bencil ve dahi bir çok hatamızla… Biliyordu. Biz ahir zamanda gelecektik. Küçük kıyametleri aramızda koparan… Aradaki asırları gören gözlerin önünde devrilenler aşikar görünüyordu evvelden. Yine de ‘kardeşim' demişti ya biz ümmetine, nazlanışımız o yüzden. Kararan yüzlerimiz O'na dönen tarafıyla nur ya, biz o yüzden ümitlendik. Ülkece ‘kardeşlik' olsun dedik bu yıl paydamız. Biz payımıza düşenle ayrıysak da ‘kardeşlik' bizi toplamalıydı bu yıl. Alemlere rahmet olanın kardeşleri (inşallah) kardeşliği parçalara ayıracak, zerre zerre inceleyecek, tüm inanmışlıkla bütünleyecekti. Kardeşlik önümüze getirilen değil, önümüze gelendi bu yıl. Gelen, gönderenin emriyle kalmalıydı. Kaldı mı bizde yine gönderen biliyor ya. Biz, bizim en ihtiyaçlı olduğumuza hep imtihanda olacağız belli. Madem saadet asrından bizim için söylenilen kıskanılası hediye kardeşlikti, elbette elimizdeki en değerliyle imtihan olacaktık. Oluyoruz. İmtihanımız Hz. Yusuf (a.s) gibi ağır mı girmiştir defterimize her birimiz okuya okuya ve dahi yaza yaza belli edeceğiz. Hz.Yusuf (a.s) değiliz ya kör kuyumuz olmaz ümidiyle temiz kalma niyetindeyiz.

Okullardaki öğrenciler, kutlama çerçevesindeki etkinliklerin iklimini teneffüs ettikçe bahar muştuluyor bize adeta. O'nu özleyenler, O'na iştiyakla bağlanıyorlar ya… Tevhide'nin,İlayda'nın,Banu'nun, Tuğçe'nin, Azime'nin, Sema'nın dolgun yürekleri… Ve diğerleri… Her biri Muhammed'e (S.A.V.) açılan kapılardı. Muhammedi gönüllerden bakmak görmeye yetti.

Elimizdeki kalem yazmaya yetersiz, söz olan O olunca. Söz olmaya en layık O'yken ifadesine mecalsiz kelimeler. Hayyy, Hak… Aramak da boşuna ya. En iyi kelam anlatıyor onu. "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin" (Kalem 4)

Gözlerimizden tut Kevser'in yanı başında Ya Rasul. Gözlerin gözlerimiz de kalsın Ya Muhammed.(S.A.V.)…