Kalbimiz Gökyüzünde Attıkça…

Ben cemrelerin düşüşünü sayarken, karşı komşunun bahçesindeki kendimce ‘yok oluşu' simgeleyen yemiş ağacı dallarını giyinmiş.

Her gece o ağaca bakıp gözlerimi kapatmayı iki hafta ara vermiştim ki üçüncü haftada kuru dallarıyla ‘hiç'liğimi gösteren ağaç yapraklanıvermiş. Şimdi her bir yaprağı ‘var'sın diyor. Üstelik birkaç ay sonrasında meyvesinden bal akıtacak.

Dün çıplakken bugün giyinmiş. Giyinmiş de bana caka bile satıyor. Sen sanıyordun ki ben kuruyum, yalnızım, ilgisizim, mecnunum yok. İşte bağrımdan çıkanlarla nasıl da ‘var'lık içindeyim. Mevsimlerden Aşk. Sanır mısın ki kayıtsız kalırım. İçimdekilerle pür neşeyim, çevremdekilerle ortak. Hep gözünün önündeyim, halden hale giriyorum zamanın içinde. Umudum, görebilene. Ben ki iradesiz canlıyım, bağrımdakilerle yeşermekteyim. Siz ki iradeli yaşayanlarsınız, içinizdekinden bihabersiniz.

Gördüm, bildim,kabul ettim ey dün kuru, bugün yeşermiş ağacım. Gördüklerim aslında bakamadığımız köklerinde. Nasılda tutunmuşsun sana bereket veren toprağına. Kesseler de seni, yeniden,yeniden toprağından gelen hayatla, hayatlaşırsın.

Kafi , içinin gücüne dönmen tabi. Bağrındakiler seni sen yapan, bizi sana hayran bırakan. Kalbin kökünde attıkça umudun var olacak. Seni var edecek.

Hiç'liğimle ‘her şeyim' tüm mevsimlerde. Kökümdeki sağlamlıkla korkusuz, bağrımdakilerle umutluyum. Kurusam da, yalnızlaşsam da, ilgisiz kalsam da, mecnunlarım olmasa da bazı zamanlarda artık biliyorum bir zaman muhakkak umudumun hayatı olacak, yaşayacak benimle.

Bazı bazı fırtınalar kökünü sökecek gibi, bağrındakileri çalacak gibi esse de, durmasını bilecek durduğu yerde.

Durmasını bileceğiz durduğumuz yerde.

Kalbimiz gök yüzünde attıkça, sonsuzluk bizi çağırıp kendinde hayat'landıracak.

Hiç'ken var'edecek…