Varıp gitmeli Mevlana'nın iklimine tam da düğün günlerinin kut'landığı günlerde.
Sevginin iklimini mevsim mevsim yaşayan, yaşattıran, yaşattırmaya devam eden Usta'ya varmalı boynu bükük.
Dere olup da kıvrım kıvrım akmalı Okyanus'un bağrına.
Kıyım kıyım olup da vücuda gelmeli dergahına varıp da.
Bin defa insanlığımızdan çıksak da kalkıp gitmeli çağıran koca Mevlana'ya.
Azgınlığımızı unutturan, vicdanlarımıza kapakladığımız ellerimizi yüzlerimize kapaklayarak varmalı büyük Üstad'a.
Mahcubiyetimiz samimiyetine ne derece bağlı kalır bilinmese de toplanıp gitmeli kut'luya.
Biz ki kopmuşuz gönüllerin baharından fütursuzca yıllardır.
Vicdanlarımız, azmış nefsimizden temizlendiğinde yollara düşse, cevap verecek “gel” diye çağıran eminim.
Sıyrılsak düzen'lediğimiz düzenden, kopsak koşuşturduğumuz ‘yapmamız lazım gelenlerden', uzaktan ‘Allah Korusun' diye baksak pişmanlıklarımızı yaşamadan.
Varacağız vuslatına düğün diyenin iklimine. O iklim ki mevsim mevsim aşkın halleri mevcut.
Dergahına girmeli boyun büküp ulu çınarın. El bağlamalı huzurunda.
İkrar etmeli her dediğine. Geriye dönmeden çıkmalı dergahından.
Şaşırmadan avucuna dökülen yıldızları gördüğünde gayrı bir ayağını gönlüne sabitleyip bir ayağınla dünyayla dönmelisin.
Şaşırtmamalı, bozmamalı, teklettirmemeli bir ayağınla beraber dönen dünya.
Varıp gitmeli Mevlana'nın iklimine tam da düğün günlerinin kut'landığı günlerde.
Sevginin iklimini mevsim mevsim yaşayan, yaşattıran, yaşattırmaya devam eden Usta'ya varmalı boynu bükük.