Kırıldı Tek Tek…

‘Bitmesin, artsın' arzusundaki ‘an'lar tükenmiş, tükenmişliğinde bitivermiş haldeler.

Gerçeğe dönüşeceğine emin hayaller, dua değil miydi.. Lal olan dillere inat yürekler avazlaşmamış mıydı. Sönüp gitti ışık. Yıldızlar çekti kendini, kayıp gitmeden. Karanlık gökyüzü sabaha vurmadan kendini muhatap etti ışığı sönmüşe. Yüreği heyecanla çarpana kulak tıkadı, gece. Sessizlik gürültülendi ‘bitimin' deminde. Keman gıcırdadı, serenatlar sustu.

Gözler terk etmeden baktığı diyarı, bakakaldı bir türlü ‘göremediklerine.' Seneler bakışına zaman verse bakışlar açı değiştirmeyecek. Belli…

Kırıldı tek tek asli vatanına döndürmek ‘istediği.' ‘Hayırlısı' böyle miydi, bilinmezlerde. Bilinen kırıldığı… Vatanlaşmadan, asli vatanına dönmeden kırıldığı… Kırıklar yürüyemez artık. Yürüse de varan ‘kırılmışlıktır.'

Kim isterdi ki kendi cehennemini yaşamışı, yaşayanı… ‘Kim ister ki' sorusuna kendi muhatap olsa ilk istemeyen ‘kendi' olur. Bu, böyledir. Kendimize istemediğimizi başkasının kabul edeceğini beklemek ancak kandırmacadır.

Kim bilir. Belli mi olur.Belki de cehennemini dünyada yaşamış cennetlikler, bir başka cennetlikle aynı sofraya oturabilirler. Bu sofra ne zaman açılır bilinmez de, sofra serilmeye açık…

Artık cehennemi yaşamak, daha kolay.