Merhamet?

Merhamet, merhamet, merhamet. Lazımlığı fazla olan, hep bizimle. Arapçasını sular seller gibi okuyanımız, anlamını kendi dilinde açıp okursa, tefsirine müsaade verilmeden dahi merhametin Rabbimizin bizim üzerimize daima gönderdiğini görür. Dermanımız derdimizden çok daha büyük ve iç rahatlatıcı.

''Rahmetim gazabımı geçti'' ne büyük müjde. Sarsılmadığımız şer'imize yetişecek sonsuz bir sığınak.

Alemlere ancak rahmet için gönderilende de uçsuz bir merhamet. Ve ondan örnek alan velilerde de. Üstelik bir velinin kendine has cüretiyle ''Allah'ım, beni kızdırma; yoksa ne kadar merhametli olduğunu halka ifşa ederim; sana tapacak tek fert bulamazsın.''

Başı secdede, aşkına güvenerek söylediği sözler, biz aşk kısırlarının onaylamadığı kelimeler. Ateş, aşkı da aşığı da yak(a)maz.

Öyle merhametli ki, biz muhtaçlara anca yeterdi. Gazap, kara kışta yağış olsa kafi gelemezdi temizlenmemize. Oysa merhameti , ümit ediyoruz ki yeter pak olmamıza. Bu öyle bir yetme ki; gözlerimizin sevinçten ışıltısı, Resulünün tebessümleriyle aynı noktada.

Cübbeli Ahmet Hoca'nın hükümlülükten serbest kaldığında, Ramazan ayı içerisinde Teke Tek programındaki söylenilenlerde konumuzla aynı minvalde. Cübbeli Ahmet Hoca kouşurken Allah'ın o kadar affedici olduğunu yineledi ki, Fatih Altaylı kendisini alamadı cüretkar konuşmaktan. Haklıydı Altaylı; ''Hocam öyle bir konuşuyorsunuz ki sanki cennet boş kalmış da Allah cenneti doldurmayı istiyor.''

Evet yüce yaratıcı öylesine merhametli ki; merhametini en üste koymuş. İyi ki de koymuş. Helak olmuş toplulukların yaptıklarını, inanmış yüreklerimizle fert fert yaparken bu toprak üzerinde taşıyorsa bizi, bu Yüce Allah'ın merhametinden başka bir şeyden değil.

Müddet veren Allah imtihanımızı devam ettiriyor. Unutmamalı. Kılımızı kıpırdatmazken merhamet beklemek ne cahillik. İmtihan devam ederken merhamet etmeyene merhamet edilmez kaidesini unutmamalı. Müddet biter de, imtihanın içindeyken ?merhamet ihmalinin hesabıyla' kalakalırız.

Milenyumdan sonraki sloganımız merhamet.

Gazete sayfaları arasında, acınarak okunan haberlerin öznelerine merhamet edilseydi ya da merhamet sahibi olsalardı imtihan durumları farklı olabilirdi. Merhamet eden asla merhamete muhtaç olmaz demek elbette yanlış ama ''merhamet edin ki merhamet edilesiniz'' müjdemizde yanıbaşımızda.

Yüreğimizin merhametle dolup taşması, merhametle muamele etmemiz ve merhametle muamele olunmamız temennisiyle?

Ve

Merhametle?