Öğrenmeye Maruzuz?

Varlar onlardan. Şükredilmesi gereken insanların var oluşu, hayrımıza da.

Büyük bir köy haline gelirken dünya; ilişkilerimi neye göre harmanlayacağımızı öğrenmemiz kat'i. Yürüdükçe kalabalıklaştığımız, kalabalıklaştıkça yalnızlaştığımız bir yolun müdavimleri olan bizler; neyi nasıl öğreneceğimizi de öğrenmeliyiz. Öğrenmenin yolları artsa da, bu yöntemlerin ne olduğunu tam olarak bilemedikten sonra ?öğrenmenin' anlamı da ortadan kaybolur. Bir de öğrenmiş olduğumuz şeyin bize faydasının olup olmadığı da bize muamma olarak kalırsa; bu gizlilikte sıkışır kalırız.

Beşikten mezara ?öğrenmeye' maruzuz üstelik. İsteksiz olsak da, sağlıklı bir beyine sahipsek kaçış yok. Bebekken anne- babanın parmak hareketleri, çocukken bir horozun ötüşü, gençken şımarık bir kızın hissettirdikleri, yetişkinken çevrenin dayattıkları, yaşlıyken hayatın keşkeleri ?iyi kileri ve ölüm döşeğinde ?ne anladım hayat senden' sorgusunun öğrettikleri. Bilgileniyoruz böylece. Yaşaya yaşaya öğreniyoruz, öğrene öğrene de yaşayabiliyoruz. Öğrenerek yaşamak kolayken, yaşarken öğrenmek kısa yolun uzunu. Bazen uzun yolun öğreticiliği kalıcı olsa da, talebimiz kısa yoldan yana.

Bilgiyle donanmak öğrenmenin getirisi. Diyorlar ki; bu devirde bilgiye ulaşmak kolay. Zor olan ulaşmanın ?yolları.' İnternet çağındayız. Avucumuz kadar aygıttan ?doğru yollarla' neler öğreniriz neler. Bir de bizim kendisini terk etmediğimiz sürece bizi terk etmeyecek olan kitaplar var. Bilgiye ulaşmanın tek ?toplu' yöntemiydi bir zamanlar. Ansiklopediler, belgesel film olup tv'de gösterilmezden evvel, evlerimizdeki duvarlarda boy boydu. Bize kattıklarını unutmak ne mümkün. Kitaplar hala (çok şükür ki) bize öğretmeye devam ediyor. Hem de sıcacık haliyle. İki kapak arasında enva-i çeşit sunular kapağını aralamayı bekliyor. Çok şükür ki var onlardan. Haftalık bir dergide ?model' olsun niyetiyle karelemişler. Bir bayan (ki bayanların okuma oranlarının yüksekliği, istatiksel olarak da kanıtlandı ve kanıtlama her yıl yenileniyor.) çocukluğundan beri sürekli okuduğunu, öyle ki kitap almaya maddi olarak yetişemediğini söylüyor. ?Sürekli' olması imrenilecek, örnek alınacak kısmı. Okuyoruz her birimiz ama ?devamlı' değil. Oysa taş dahi aşınıyorsa sürekli akan ?damlayla', beyinlerimiz-kalplerimiz bu faydalı süreklilikten nasiplenmez mi hiç. Tabi ki de tercihimizi doğru ve faydalı tarafından kullanınca dünyadaki misyonumuzu bilinçlice idame ettireceğiz. Madem mesele dünyadaki misyonumuz; o zaman kitap, bilgisayar bahane deyip kaçış yollarını haklılaştıranlara cevabım; ?oku' emrinin ilk oluşunu hatırlatmak olacaktır.

Okumak, öğrenmek, bilgi sahibi olmak, bilinçlice yaşamak, bildiğini öğretmek, öğrendiğinin yanlış olduğunu öğrenip doğruları yeniden öğrenmek? Farkına varmanın organlarından bunlar. Organlarımızı ihmal etmeyelim.