Susmayalım…

Ben neden hemcinsim olmasına rağmen ‘helal olsun', ‘haketmiş de yapmış', ‘ellerin dert görmesin', ‘yakışır Anadolu kadınına' diyemiyorum acaba… Ben neden bu kadar hemfikir olmuyorum karşı cinslerimin çoğunluğuyla ve de hemcinslerimle. İçimden gele gele ‘iyi yapmış ya' diyemiyorum.

Bi defa hiç de hakkettiğini düşünmüyorum bu olumlu yorumlamaları. Acabalar da yok düşüncelerimde. Dibine kadar kızgınım. Kızgınlığım tecavüzcüsünün(!)kellesini kesip köy meydanına atıp "İşte namusumla oynayanın kellesi" demesi değil. Meydana atılan o kellenin sahibine o denli müsamaha göstermesi.

Evet, ona o cesareti veren bizzat kendisi. Şimdi kadınlar şu cümlelerimin üzerine ‘sen de kadın mısın' deme cüretlerini göstermesinler. Söylenecek hiçbir bahane o kadını bu denli haklı çıkaramaz.

Biz kadınlara, ki Anadolu kuralıdır; dilimizi tutmamız buyruldu. Biz de buna fazlasıyla boyun eğdik. Bazen edebimizden, bazen ‘acizliğimizden'.

Yıl 2012. Edepsizlikler ayakta, oturmak bilmiyor. Bir de edebe riayet etmeyenlerin dayatmalarına maruz kalınıyor. 17 aylık çocuktan tutun, 80 yaşındaki neneye kadar. Eşek-köpek-kediden tutun, damacanaya kadar. Bunlar burada yazılmamalardı ya lazımmış ki yer aldılar inatla.

Isparta'nın Yalvaç ilçesinde evli bir kadın yıllar evvel evli bir adam tarafından tecavüze uğruyor. Bu bir Tecavüzdür. Kabul edelim. Kadın defalarca beraber oluyor. Kendisinin ifadesine göre çıplak fotoğraflarını çekip, tehdit ve şantajla tecavüz sürmüş. Zorlanmış.(!) Üstelik hamile kalıyor. Ve hamilelik hali devam ediyor. Kadın Ağustos ayının son haftasında yine adamın tecavüz için evine geldiği bir anda tartışıyor duvardaki av tüfeğini alıp defalarca ateş ediyor. Kellesini kesip meydana atıyor. İfadesinde “Kızım bu yıl okula başlayacak. Dedikodular yüzünden çocuklarıma herkes hakaret edecekti. Artık kimse çocuklarıma hakaret edemeyecek. Ben namusumu temizledim. Herkes ‘Namusunu temizleyen kadının çocukları' diyecek." Diyor.

Yaptıklarından pişman olmadığını, Tecavüzcüsünden olan karnındaki bebeği kesinlikle istemediğini söylüyor. Gerçi olay çıktığından bu yana yeni yeni açıklamalar var. Kadının yıllardır yasak ilişki yaşadığı, hamileliği isteyerek ilerlettiği… Öte yandan adamın nikahlı karısı kocasından olan bebeğine sahip çıkacağını vaat ediyor devlet izin verirse. Şu anlattıklarım; televizyonda izlenilen uçuk filmlerden değil. Yaşanmış ve yaşanmaya devam eden bir hikaye.

Ortada ihmalkarlık ve duruma isyan edememe var. Susmayı öğrenmişiz de nerede susmamız gerektiğini öğrenememişiz. Bir defa tecavüz bir defadır. Sonrası aynı kişidense tecavüz denmez. Zorla da olsa ‘istemektir' bu. Bir bayanın hayatında yaşamayı arzu etmediği en büyük şey ‘zorlanmak'tır bedeni üzerinden. Bu duruma katlanılması ‘mümkün değildir.' Hayatını alt üst etmeyi geçin her günün ‘doğmasını' istemediği günleri yaşamanın adıdır bundan böyle hayat.

Yapılması gerekeni geri kalan tüm gücünü toplayıp ayaklarına ve ellerine paylaştırıp gerekli mercilere gitmek, şikayette bulunmaktır. İspatını raporlaştırmak ve zamanında ses çıkarmaktır. İlk hak ettiğinde. O kişiyi yaptığı o kötü muamelede cezasız bırakarak her defasında ‘sırıtmasına' müsaade ederek değil. Gerçi şu andaki kanunlarımız kadını korumada yetersiz ama inanıyorum ki sesimizi yükselttikçe kanunlarını cezası da yükselecektir.

Bugün okullar açılıyor. Yepyeni dimağlar eğitilecek ve öğretilecek. Onlara; sukuneti sağlamak için

kızım sus, oğlum sus diyerek sarfettiğimiz çabayı hakkını aramada ‘konuş', ‘hakkını ara', susma' diyerek de göstermek boynumuzun borcu olmalı.

Biliyorum çoğumuz susuyoruz. Üzeri kapanınca, görmezden gelince yok gibi oluyorlar. Çoğumuzun ciğeri meydandaki kesik kelleden daha namuslu değil. Dile gelseler dünya darlanıp, sahibine yalvarıp yok et bizi diyecek. Helak olmuş kavimlerin mekanı gibi yap bizi…

Suç Susmaktan.

Zorlanmamıza istemememize rağmen ısrarla susmamızda. Bedenimiz bize emanetken, emaneti talan edene susmamız…Tavırlarımızla, halimizle, yaşantımızla, dilimizle susmamız…

….

Neden'leri bırakalım, keşkelere düşmeyelim. Nedenleri ‘Aliim' olanla düşünüp, keşkeleri ‘Afüv' olanla sığınıp , geri kalan hayatı ‘Sabur' olanla geçirelim. Diğer taraftaki güzellikleri ‘latif'ten isteyip bizi zorlayanları ‘Kahhar' olana yollayalım. Susmadan ama. Ses vererek. Çığlıklarımızı zamanında atarak.

Ve biz…

Bu dünyada gerektiğinde, zamanında ‘Cabbar'ın eli olalım.

Susmayalım…

Zorbalıklara isyan edelim…