Umuda 5 Kala…

Sebep sonuç ilişkisi açıklansa da bir çok olaylarda sonuçlar sebeplerden çok farklı yerde durabiliyor. Sebepler sonuçları haklı çıkarmayabilirken sonuçlar sebeplerle açıklanabiliyor.

Çizgimiz her birimizde farklı. Kiminin çizgisi yaşadıklarının altını çizer de ısrar eder muhakkak okunması gerekli diye. Kiminin üzerinde çarpıdır çizgisi es geç diye, kiminin dört bir tarafından korunmalıdır güvenilir diye, kimininse üzerindedir anlamı yok diye. Çizgimiz, yaşadıklarımızın kararıdır.

Son günlerde en çok izlenilen sinemalardan ‘Muro' da, Muro karakteri fragmanlarda da kullandığı bir sahnede söylediği bir şey vardı. İzleyenlerin dikkatini çekti mi bilmiyorum benim dikkatimi çekmekle birlikte çok da hoşuma gitti. Oradaki anlamıyla ilgili değildi tabiî ki hoşuma giden tarafı. Düşünmek istediğim şekilde duyduğum hoşuma gitmişti. Ne diyordu Muro karakteri; “ Biz gidecez evlenecez/ Devrimi önce yatak odasından başlatacaz/ ordan evlere yayılacak çocuklar aracılığıyla/ ordan şehre/Ordan bütün memlekete”

Orada düşündüğüm kendimizi yetiştirirken arkamızdakilerden sorumlu olduğumuzu aklımızdan çıkarmamız gerektiğiydi. Bu sorumluluğun bilinciyle yaşamamız gerektiğiydi.

Biz o yüzden yaşarken rahat hata yapma özgürlüğüne sahip değiliz. Tecrübeleri kenara itip canımızın istediği gibi yaşayamayız. Her birimizin yaşantısı tarihe kaydoluyor. Temiz bir tarih için hepimizin rolü iyi olmalı ve hakkını vermeli.

Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük servet; kendimizi en iyi şekilde yetiştirmek olacaktır. Kendini yetiştirememiş ebeveynler çocuğunu yetiştirme becerisine asla sahip olamaz. Geleceğe vereceğimiz en güzel hediye de kendini yetiştirmiş komşular, komşuların çocukları, akrabalardır. Biz buna ‘çevre' diyoruz. Yaşanılanlarda sebep sonuç ilişkisinde en önemli etken işte budur; çevre. Sonra kendini yetiştirmiş öğretmen. Öğreten kimliğindeki kişi hayatı sağlamlaştıran, ilk çiviyi çakandır ömür evinde. Bu yetiştirenin görevi belki de en zordur. Günümüzde az maaş, çok çalışma, stresli, krizli gibi olumsuz etkenlerden sıyrılıp görevine bağlı kalırsa öğret(m)en konumundaki kişi (bağlı kalmaktan kastım, aşk derecesinde) sonuçlar mükemmel ötesi olabilir. O yüzden ülkenin en önemli bakanlığı da Milli Eğitim Bakanlığıdır (bence).

Sonra ‘umutlu olmakta' her birimizin kendisini yetiştirmesi gerekir. Hayatı yaşarken her şey sebep sonuç ilişkisi içerisinde yürümüyor işte. Sebep sonuç ilişkisi açıklansa da bir çok olaylarda sonuçlar sebeplerden çok farklı olabiliyor. Sebepler sonuçları haklı çıkarmayabiliyor. Arada hiç de hesapta olmayan durumlarla karşılaşabiliyoruz. Biz mükemmele oynarken film kopabiliyor. Böyle zamanlarda ‘umutlu olmak' mutlu olmanın nefesi oluyor. Umuda 5 kala sıyrılabilirsek kopuk anımızda, ciğerlerimizi oksijenle doldurup yeniden nefes alabiliriz.

Bıkmadan, usanmadan doğru yolda yürüme gayretinde olmalıyız. Çizgimiz yaşadıklarımızın altını çizen nitelikte olmalı, herkes muhakkak okusun diye. Kendimizi öyle yetiştirmeliyiz ki geleceğimizi sağlama alalım. Aradaki olumsuzluklarda da umuda 5 kala sıyrılır da umudu tutarsak hep yeni şeyler söyleyebiliriz, söylettirebiliriz.

Gün gelip de kafamıza sağlam bir ayakkabı yememek için, temiz bir tarih bırakmanın gayretinde olmalıyız her birimiz.