Yenidoğan döneminde sünnet derisi ile penis başı arasındaki doğal yapışıklık fizyolojik fimozis (bitik) olarak adlandırılır. Fizyolojik (Normal) fimozis için herhangi bir tedavi gerekmez. Çocuk büyüdükçe sünnet derisinin geri çekilebilme oranı yükselir. Yenidoğan döneminde fizyolojik fimozis oranı %96 iken 17 yaşında %1e düşer. Patolojik (hastalık) fimozis en sık yetersiz lokal hijyen nedeniyle oluşan kronik enfeksiyonların sonucu olup herhangi bir yaşta görülebilir. Bu durumda sünnet derisi adeta balon gibi şişer, idrar damlalar halinde akar. İdrar etmede güçlük çekilir. Bu durum zamanla idrar yollarının zarar görmesine ve idrar yolları enfeksiyonuna (mikrop kapmasına) neden olabilir. Bitik hastalığında sünnet derisi ile penis başı arasındaki boşluğun temizlenememesi nedeniyle iltihap oluşumu ve taşlaşmalar görülebilir. Patolojik fimozisin tedavisinde geleneksel tedavi yöntemi sünnettir.
Dünyada en sık yapılan operasyonlardan birisi sünnettir. Sünnet genellikle üç nedenle yapılır. En yaygın nedeni dinsel nedenler oluştururken, acil medikal endikasyonlar ve önleme amacıyla da yapılır. Ülkemizde ise sünnetin yaygın yapılmasının en sık nedeni dinsel geleneklerdir. Sünnetin; penis kanseri, idrar yolları enfeksiyonu, seksüel geçişli hastalıkları azaltma gibi yararları vardır. Sünnet yapılan her çocukta; sünnet derisinin yetersiz kesilmesi, kanama, idrar kanalında darlık, cilt ölümü, yara enfeksiyonu ve lokal uyuşturuculara bağlı komplikasyon gelişme riski mevcuttur. Sünnet teknik olarak basit ve düşük komplikasyon oranına sahip olmasına rağmen, basite alınacak bir işlem değildir. Özellikle ülkemizi de içine alan doğu toplumlarında sünnet işleminin, tıbbi deneyim ve bilgiden yoksun geleneksel sünnetçiler tarafından yapılıyor olması, sünnet sonrası komplikasyon riskini artırmaktadır. Ülkemizin de bulunduğu coğrafyada yardım amacıyla planlanan toplu sünnet kampanyaları hastanelerde yapılmadığı sürece sağlık açısından oldukça sakıncalı uygulamalardır. Bu tür uygulamalar hem komplikasyon oranlarını artırmakta hem de kanla geçen hepatit B ve C gibi enfeksiyonların yayılmasına neden olmaktadır.
Uygun sünnet yaşı ile ilgili tartışmalar sürmekle beraber, kesilme korkusunun yaratacağı olumsuzluklardan etkilenmemek için 3-6 yaşlar arasında sünnetten olabildiğince kaçınılması tavsiye edilir. Bu olumsuzluklar arasında çocuğun gelecekte yaşayacağı iktidarsızlık problemleri ve erken boşalma problemleri sayılabilir. Çocukta ciddi psikolojik yaralanma oluşturan bu yaşlardan önce veya sonra sünnet yapılabilir.
Sonuç olarak, geleneksel sünnetçiler ve toplu sünnet uygulamaları komplikasyonların çoğunluğundan sorumludurlar. Sünnet işleminin önemi ve olabilecek komplikasyonların halka anlatılması, halkın bilinçlenmesini ve sünnet merasimlerine gösterdikleri özenin bir kısmını, sünnetin kim tarafından ve hangi koşullarda yapılacağına göstermeleri sağlanmalıdır.