Arif Nihat Asya, “Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:/Yer yüzünde yer beğen !/Nereye dikilmek istersen,/Söyle, seni oraya dikeyim !” diye haykıran Teksas'tan gelen kızı benim gibi dinleseydi; duyduklarına, gördüklerine inanabilir miydi acaba? Aksanı bozuk bir kız değildi karşımdaki hisli kız, süper güç diye ezberlettirilen bir ülkenin kızıydı. Ülküsü olanların yaptıkları bu ülkeye elbette çok şey katmıştır inkar edilemez, ancak karşımdaki gördüklerim hayalini kurduğumuzun çok çok ötesindeydi.

Kaynak Kolejinin özel girişimleriyle 7. Türkçe Olimpiyatlarından Amerikalı bir grubun sunduğu gösteriyi, yüreklerimizden yol bulup yanaklarımızdan süzülen gözyaşlarıyla izledik. Biz duygusal milletiz tamam, fakat bu sunumlar bambaşka. Biz Karamanoğlu Mehmet Bey'e kulak verememişken çok çok uzaklarda özveriyle çalışan yüce gönüllülerin yetiştirdikleri çocuklar… Kelimeler burada tükensin istiyorum. Kelimelerin tarif edemediği duygular, gelecekte kim bilir ne katlıkla yaşanacak.

Hele Teksas'tan gelen Benjamin'in “Sokak Çocuğu'nu dinlerken ruhunu nasıl da hissettirebiliyor diyorsunuz. Halk oyunumuzu oynayanları izlerken dışarıdan biri görse “efeler koleji basmış” diyebilirlerdi. Öylesine beceriyorlardı ki… Her biri sahne aldığında aklımda hep aynı cümle: Dünyanın tüm çocukları bizim.

Seviyorum okulun son günlerini. Sosyal faaliyetler arttıkça geçen zaman anlamlaşıyor, bakilikle… Böylesi bir etkinlik çerçevesinde “Bir Bahar Şenliği” ağzıma bal sürülmüş etkisi bıraktı. Bana kalsa ben sabahın ilk ışıklarını şiir dinlemekle karşılayabilirdim. Güzeldi bir grup öğretmenimizin şiir dinletileri. Sesinin rengi kimbilir belki de yaşanmışlığına ekleyen 9 Mart'tan Sümeyra Hoca'mın okuduğu şiir bana diğerlerinden önde tesir etti.

Güzel diye ifade etsem de “Bir Bahar Şenliği'ni”, çocukların şiir dinletisi provalarını izlerken “Nasıl Döndü?” diye soran Hocam'a söylediğim gibi: “Sizden bile güzeller” diyorum. Çocukların hayranıyım ben. Nasıl bu kadar şiirin ruhuna ruhlarını katabiliyorlar. Kendini vermezsen bir işe ne sen mutlu olabilirsin ne de karşındakileri mutlu edebilirsin. Çocukların kendilerini verdikleri öylesine belli ki. Yolda duyduğum “Sakarya Türküsü şiirine kanıp da uğradığım Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nun programı güya provaydı. Çocuklar akşama hazırlanıyorlardı görünürde. Öylesine kendilerini vermiş gördüm ki onları. Lezzeti doyumsuz türden. Akşama programa katılamasam da çocukların Kolbastı oyunu provasındaki hissettiğim, kahkaha tadındaki duygular bir dahaki yıldızlar altındaki seneye kadar yeter.

Sıkışan yüreğiniz ferahlasın alkış tuttuklarımızı izledikçe…