31 Mayıs Pazartesi gecesi Gazze'ye İnsani Yardım Malzemeleri götürmek amacıyla Gönüllüleri taşıyan Mavi Marmara gemisi ve diğer yük gemileri İsrail askerleri tarafından ablukaya alındı. İsrail askerleri havadan ve denizden gemiye çıkartma ve indirme yaparak
ellerinde hiçbir silah olmayan 9 Müslüman Türk kardeşimizi şehit ederek, çok sayıda insanında yaralanmasına sebep oldular.
Aynı gece Hatay'ın İskenderun ilçesinde de Deniz İkmal Destek Komutanlığına hain PKK teröristlerince roketatarlarla düzenlenen hain saldırıda 7 askerimiz şehit olurken 8 askerimiz de yaralandı. Tüm şehitlerimize Allah (cc)'den rahmet gazilerimize de acil şifalar diliyorum.
Gönüllülerin hazırlık aşamasından, gemilerin hazırlanmasından, İsrail saldırısına ve sonraki olaylara kadar her gelişmeyi yakından takip edenlerden biriyim. Bu konuda Serik'ten arkadaşlarla Antalya'da yapılan toplantılara ve etkinliklere bizzat bende katıldım. Serik'ten Gözyaşı Geceleri vesilesiyle arkadaşlarımızla beraber topladığımız 23.185 TL yardımı da gönderdik. Bu konuda destekte bulunan tüm hayırsever hemşehrilerimize ve dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Yine arkadaşlarla Mavi Marmara gemisini uğurlamak için Antalya'ya gittik. Antalya Kepez Kapalı Spor Salonu'nda ve Limanda yapılan uğurlama törenlerine katıldık.
Limandaki uğurlama töreninde her bir gönüllü yakınlarına ve kendilerini uğurlayanları kucaklayarak; “İsrail'in ne olduğu belli… Niyetleri kötü. Gitmek var, dönmemekte var… Hakkınızı helal edin….” dediler.
Liman dış kapısında yapılan kontrollerde çakı dediğimiz küçük bıçaklara bile izin vermediler. Her biri düğüne gider gibi gemilere adeta mutluluklarından uçarak gittiler. Yük gemilerindeki yardım malzemelerinin yanında gönüllülerde beraberlerine çok sayıda koli, çanta ve çuvallarda malzemeler almışlardı. Bende, onlarla beraber gidemiyorum, hiç olmazsa yardımım dokunsun diye tel örgüden bir fırsatını bularak girdim. Geminin bulunduğu yere kadar gönüllülerin eşyalarını taşıdım. Eşyaların büyük çoğunluğu Gazzeli çocuklar için hazırlanmış hediye paketlerinden oluşuyordu. Eşya taşımaya yardım ederken birden gözümün önüne o çocuklar ve gençler geldi… Sevinç içinde Mavi Marmara gemisini ve yük gemilerini karşılayacaklardı. Gönüllülerde onları kucaklayarak hediyelerini dağıtacaklardı. Bunları düşününce ve o gemiye binmek için gemiye heyecanla yürüyen Yaşlı insanları, kadınları, 1 yaşındaki bebeyi görünce dedim ki; Yarabbi ben neden gitmiyorum… kendi kendime isyan ettim…kendimi ayıpladım…Bende onlarla beraber olmayı ne kadar isterdim. O günden bu güne adeta boğazımda bir şeyler düğümlendi. İnşallah Rabbim gelecek seferlerde oralara gitmeyi bize de nasip eyler. Gönüllüler kendi elleriyle dağıtacakları yardımları Gazzeye ulaştıramadılar…Siyonist İsrail yapacağını yaptı…31 mayıs Pazartesi gecesi Gemilere kalleşçe saldırdı.
O günden bu güne ulusal medyada çok şeyler yazıldı ve söylendi. Bundan sonrada yazılmaya ve söylenmeye devam edecek. Çünkü bu su artık durulmayacak.
Konu ile ilgili yazı yazmayı düşünürken değerli dostum eğitimci Aziz Dolu telefondan arayarak Filistin ile ilgili Atatürk'ün 1937 yılında yapmış olduğu bir konuşma metnine ulaştığını belirterek gönderirsem yayınlar mısın dedi. Bende memnuniyetle dedim. Diğer medya kuruluşlarına da göndereceğini beyan ederek metni gönderdi. Metnin başına kendisinin ilave ettiği yorumla beraber gönderdiği metni aynen koyuyorum:
Mesele Filistin ve Orta Doğu olunca herkes bir şeyler söylüyor.
Biz -bir de- Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne demiş; ona bakalım…
Atatürk'ün 1937'de yapmış olduğu konuşma…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Filistin konusunda ne düşünüyor, ne söylüyordu? Atatürk'ün Filistin ile ilgili Haziran 1937'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşması:
Türkçe Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde irad etmiş olduğu bir nutuktan bahsediyor. Aşağıdaki satırlar bu nutkun Filistin'e taalluk eden kısmından alınmıştır.
“Arapların Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip bu sözde istiklâl kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür.
Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa bir kaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslâmiyet'in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslâmiyet'e lakayt olmakla itham edildik.
Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslâm hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız.
Cedlerimizin, Selahaddin'in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bu gün, Allah'ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslâm âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.”
Türkçe Neşir: Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi
Arapça neşir : “Bombay Cronicle 27.07.1937 münteşir”
Evet Mustafa Kemal Atatürk 1937 yılında hastalığının nüfuz ettiği dönemde böyle düşünmüş… O yıllarda Atatürk böyle düşünürken içimizdeki gafillere ne demeli? Filistin sadece Arapların meselesi değildir. Bu konuda da geçenlerde okumuş olduğum bir makalesinde Ahmet Hakan şöyle yazmış:
“BAZILARI şöyle diyor:
Askerlerimiz şehit olmuş, Filistin'le uğraşıyoruz. Mehmetçik ölürken Filistin'den bize ne? Böylelerine şunları demek isterim:
İçinizdeki sızlama potansiyeli sınırlı mı ki, böyle bir soru soruyorsunuz?
Mehmetçik için de kahırlanın, Filistin için de kahırlanın...
Merak etmeyin:
Vicdanlardaki kahırlanma potansiyeli, ikisine de fazlasıyla yeter.”
Evet Ahmet Hakan böyle diyor. Unutmamalıyız ki bizler Osmanlı torunlarıyız. Yeter ki isteyelim. İstersek yapamayacağımız yoktur. Bizler dik durursak karşımızda ne İsrail kalır, ne ABD. Antalya İHH temsilcisi Mehmet Yıldırım'da Mavi Marmara Gemisinde bulunuyordu. Havaalanındaki karşılama töreninde ilk söylediği sözler şunlar oldu:
“Akdeniz de bir gedik açıldı. Mukaddes mi mukaddes.
Ey Kahpe Siyonizm, artık ne yönden esersen es...”
Siyonizmin bitişinin başlangıcı olan bu mukaddes sefer, tüm Alemi İslama hayırlı ve uğurlu olsun…




