Haksız da değil hani çöpçatan hanımın çıkıp da söyledikleri. Kızıyorum nedense bir çoğumuzun hoşlukla izlediği izdivaç programlarına. Yahu demode dediler görücülük usulüne önce, şimdi de moda dediler aynı usule. Kendi tükürdüklerini kendileri….. acayip hepsi birbirinden. ''Ben gelmezdim de bu tür programlara çevremin ısrarıyla geldim'' diyenlere kendi düşünceni, kararını çevrendekilerle değiştirip bozabiliyorsa diyecek bir şey yok tabi ki bizim izlemememizden başka. İzlememek… İşte bunun mümkünü az oluyor. Sen izlemesen o izliyor, o izlemese onlar izliyor. On'lar, On'lar, On'lar hep izliyor. Çöpçatan Hanım diyor ki ‘msn kullanmıyorum, kullananları kınamıyorum ama''…… Yüz mimikleriyle msn kullananlara farklı bir tavırla baktığını ima ediyor. Öyle ki msn kullanımı fazlasıyla uygunsuz konuşmalar için tercih edildiğini destekleyen örnekler de çıkınca hanımın söylemi fazlasıyla inandırıcı oluyor.
Teknolojinin arsız tarafını tasvip etmesem de güzel tarafları oldukça fazla. Kaldı ki beyinsiz aygıtın beyni biziz. Mausu tutan elimiz neyi tıklarsa orası açılır, klavyede hangi tuşlara basarsak o yazar.
Bir ay olmadı daha gazetemizde bir haber yayınlamıştık. Bir annenin feryadıydı manşete taşıdığımız. ''Kızımı Göreyim Yeter'' diyordu acılı anne. Biz kendi acılarımızın, kendi sorunlarımızın, kendi karabalıklığımızın içerisinde fark edemedik bile o haberi; baktık, geçtik. Hala hafızamda teyzesinin dudaklarının titreyişi. Elimden gelse de haber yayınlamaktan öte bir şeyler yapabilseydim. Bizden bu kadar diyebildik maalesef. msn'de görüşen kızımız bu yıl lise 3'e gidecekken hayatının yıllarını yaşayacağına inandığı delikanlıya gidiyor. Sonrası malum olaylar. İşin acı tarafı bizim de habere dönüştürmemiz bu hikayeyi kız ailesiyle gö-rüş-tü-rül-mü-yor. Sebep; ''kızınızı alırsınız.'' Anne yalvarıyor ''sesini duyayım, yeter.'' Karşıdakiler kararlı, cahillik etmiş çocuğu bir genç oluncaya kadar sesini dahi duyurmayacaklar ailesiyle. Bu hikayede söylenecek, isyan edecek o kadar nokta var ki…. Kızılmayacak tek nokta ise ‘teknoloji'.
Teknoloji, yapmak istediğini kolaylaştırır sadece. ‘yapmak istediklerini.' Tartışılabilir msn kullanım yaşları, kontrol edilebilirliği arttırılabilir ve daha bir çok şey. Amaaaaa her açıdan ‘eğitim şart.' Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu vicdanında hissedemeyen bir çocuk gençliğe adım atarken bir çok yanlış yapabilir. Ebeveyn her daim kontrol etmezse çocuğunu, düşmekten kanamadık yeri kalmayabilir evlatlarımızın. Okulda eğitimini tamamlayamamış, sadece öğreten öğretmenler olursa öğretimden sorumlu bakanlığımızın önünden ‘eğitim' ibaresini kaldıralım gitsin. Milliyetimizin devam etmesi için ‘eğitim'in şart olduğunu unutmak istiyorsak her sabah okullara girmeden önce okutturulan ‘and'ımızı içmeyelim artık.
Nerden nereye, çöpçatan hanımdan Milli Eğitim Bakanlığı'na demiyorum. Satır satır ifade ederken beynimdekileri ‘eğitim'in ait olmadığı tek yer göremiyorum.
Bilgisayar bir kutu. Zehri de, balı da biziz.
Bir vuruşla devrilecek duvarı sağlamlaştırmanın mahareti kendi kişiliğimizi dört bir koldan eğitim tamiratıyla mümkündür.