“Açın kalplerinizi” diyerek gönüllerimize giren Gözyaşı ekibi Salı akşamı Serik'teydi. Kalplerimizi açtık da akıttık gözyaşlarımızı. Akan gözyaşı bu defa gözlerden yanaklara değil, yüreklerimize süzüldü. Öyle süzülüş ki zannederim cehennemin ateşini dahi söndürebilir. Öyle ya; cehenneme örtüydü her akan gözyaşı damlası. Ne diyordu efendimiz(sav) “Allah için dökülen bir damla gözyaşı cehennem ateşine sütredir”

İşte Gözyaşı Ekibinin tek bir gayesi var; Huzuru mahşerde döktükleri bir damla gözyaşı sebebiyle cehennemden kurtulan tek bir kişi. Bir tek kişi…

Serik'teki yaşanan ‘İkilem' programı bu gayeye ulaştığı inancındayım ben. Birçok gönülde BİR'i bıraktı. İkincisine yer kalmadı. Dolu dolu bir programdı, kesintisiz 3 saat. 10 dakika gibi gelen 3 saat. Programın söylenilen saatte başlaması programı kusursuz yaptı doğrusu.

İkilem…

‘Ahir zamandır yaşadığımız' diyen büyüklerimizi ispatlarcasına yaşadığımız bu yaşantının içeriği ikilemden de öte karmakarışık. Doğru yol tek değil sanki… Ama'larımız ömrümüzün katilleri. Her güzeli bir ‘ama'yla çirkinleştiriveriyoruz. Ama şöyle, ama böyle, ama şu, ama bu… İkilemlik Ademle Havva'dan kalan bize. Programda düşünmekten Kalbim beynimde attı, gözyaşım beynime aktı.

Şükür ki ikilemden tekliğe nasıl gidiliri bildirenimiz, bildirenlerimiz var. Şanslıyız ki kardeşimiz var kainata sultan. Kardeşlerine tek yolu aktaran. Ve bir de starlarımız var yaşantılarıyla hayatımızı parlatan. Bir Salebe yıldızımız var mesela. Günümüz ikilemini keskin bir kılıç gibi kesen. Bu Salebe zekatı kabul edilmeyen Salebe değil. Bu Salebe 20 yaşında Medine sokaklarını bekleyen delikanlı. Bu Salebe sevgisiyle günah işleyen ve sevgisini ibadete çeviren Salebe. Aşk şehidi Salebe. Sevgilisiz genç kalmayan günümüzü görse Salebe acaba bir hatasıyla kendisini vurduğu dağlardan Allah affetti diye geri döner miydi? Dönemezdi belki de. Şimdi Kardeşlerinin her birinin kendisinin düştüğü hataya düştüğünü gördükçe hatta daha da ileriye gittiğini bildikçe kendini affedebilir miydi?

Sevgiyi ibadete çeviren Salebe Aşk'ına affedilmişlikle kavuşmuş da ikilemden kurtulamayan sevgi arsızı bizler kurtulabilir miyiz acaba.

Kader rüzgarları esiyorken en şiddetli haliyle, bizler rüzgara meydan okuyabiliyor muyuz acaba.

Soruyor, cevaplıyor sahnedeki ötelerden gelen ak sakallı adam. “ Sakın diyor, sakın siz gençler sevginizle günah işlemeyin. Unutmayın Rabbimiz meleklerine karşı sizinle övünmek istiyor. Kader rüzgarları hep esecek. Önemli olan kader rüzgarlarına karşı EYVALLAH diyebilmek.”

İyi ki geldi Gözyaşları Geceleri ekibi. Gecelerden gözyaşını yaşadık.

2 Ocak 1988 tarihinde Konya'da çıkan Gözyaşı Geceleri Dergisi birinci yılında aboneleriyle tanışmak ve anlayışlarını anlatmak için bir gece düzenlemişlerdi. Programı yapacak olan gençlere programda ne yapacaklarını bir türlü anlatamayan Haşim Akten “ne yapalım, bari ben çıkayım size anlatamadım, tiyatrocu derlerse desinler” deyip sahneye bırakıyor kendini. İşte o gün bu gündür sahnede. Yıllar Haşim Akten'in yüzüne çizik atmış ama heyecanına dokunmamış. İlk günkü kadar heyecanlı ilk günkü kadar titreyişte. Yooo belli ki yıllar onun istediğini vermiş, onun gökyüzü daha bir mavi. Kendisinin de itiraf ettiği gibi eğer derginin tanıtım gecesinde gençler Haşim Akten'in anlattıklarını kavrayıp dediklerini yapmış olsalardı Haşim Akten asla sahnelerde olmayacaktı.

Anadolu İmam Hatip Lisesi Okul Aile Birliği tarafından organize edilen Gözyaşı Geceleri İkilem programı izlemeyenleri kıskandıracak kadar muhteşemdi. Gelenlerin; “bin kez gelseniz Serik'e bin kez sizi izlerim” demesi de sanırım özümüzün özgürleşmesi programda. Ruhların ruhlara karıştığı bu gecede “sana aşık kulların var, gel ya Muhammed(sav.)” çağrımıza cevap bulduğunu duymamız da iyi ki bu programdaydım dedirtti izleyenlerine.

Şimdi;

Duamız o ki Kader rüzgarlarının daima eseceğini bildiğimiz hayatımızda ikilemden bire çıksın hep yolumuz. Kazanan aşk olsun.

Mutluluk; kadere razı olmaksa bizden EYVALLAH…