Susuz kalmış bir çölde bir damla su gibi, Müftülüğün Cuma akşamı düzenlediği program. Siz o akşam hangi diziyi izliyor ya da hangi programınızdaydınız keyfiniz bilir ama biz “bir damlacık” da olsa çölümüzden koştuk Akif'i anmaya.

O'nu anan öylesine azalmışken böylesine anma'nın davetine icabet etmeliydik. Ettik de. Davete icabet değildi aslında, söyledim ya çölümüzden suya koştuk biz. İlçe protokolü anmalarını görmezden gelemeyiz elbette, benim bahsettiğim anma “ruhunu aramak” İstiklal Marşı'nın da Ahmet Akif'in de…

Mehmet Akif ki daim “Hak” diyen bir Adam. Hak'la öylesine beraber ki istiklali de Hak'ka tapan bir milletin hakkı olarak görüyor. Böylesine Hak adamını hakkıyla anmak da itiraz edemeyiz ki din adamlarına düşerdi. İtiraz edenler de çıkabilir; O MEHMET AKİF ERSOY'du diye, doğrudur. Ancak; “Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli/Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.” Derken de ‘ben bunu istiyorum' diyordu.

Meydan Camii İmam Hatibi Bünyamin Akçay'ın sesinde Ahzab Suresinin bir bölümünü tilavet edişini dinledik, sinevizyondaki mealiyle beraber. Bu surenin seçiliş sebebini bilmiyorum ama, mealindeki “Hesap görücü olarak Allah herkese yeter” uyarısıyla titrerken “Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin, Allah mü'minlere karşı çok merhametlidir” müjdesiyle huzura kavuştum.

Müftümüzün açılış konuşmasıyla ifade ettiği gibi “bizim değerlerimiz” vardır. “Değerler varsa milletler yaşar, ayakta tutar. Bayrak, inanç, namus, aile, İstiklal, İstikbal gibi” Yine Müftümüzün üzerine basarak söylediği uyarısını buradan söylemek istiyorum: “Değerlerimize saygı, yetişen nesillerde köreltilmeye çalışılıyor. Buraya bizim gönlümüz hoş olsun diye gelenler varsa biz üzülürüz. Buraya gelişiniz memleket meselesi olmalı.” Bir cümlesi vardı ki müftümüzün değerlerimize ‘değer' katmamız kendimizi ‘değerlendirmekle' olabilir ancak dedim; “Mezar taşıyla iftihar etmek bize bir şey kazandırmaz.” Doğruydu, biz Akif'i yaşamadıkça tarihimizde böyle bir şahsiyet vardı demek ne kadar inandırıcı olabilir gelecekte. Biz onların evlatları olamıyorsak, gün gelir kim 'Akif' için bizdendir diyebilir.

Bir Erzurumlu diğer Erzurumluya mikrofonu bırakır da Erzurum'un Ermeni Mezaliminden Kurtuluşunun 12 Mart'ı kendileri için ne denli mutluluk verir dile getirilmez mi. İlçe Müftümüz Mustafa Altun gibi Erzurumlu İl Müftümüz Mahmut Yeleser de 12 Mart'ın kendileri için çifte mutluluk olduğunu belirtti. Ayrıca İl Müftümüz Yeleser, “nimet; takdir edilince artar” düsturunca konuşmacıyı övmesi kendisin övülmesine sebepdi. Birbirimizi beğenmemenin işlediği bir zamanda birbirimizi güzel sözlerle anlatmak başka bir güzellikti.

Geçe yıl İstiklal Marşı okuma yarışmasında kazandığı ödülünü “Mehmet Akif Ersoy almamış, ben nasıl alabilirim ki” deyip ödülünü okuluna bağışlayan Sırma İşlek “Çanakkale Şehitlerine” isimli şiirini okumasıyla, sunucu Galip Aksay'ın dediği gibi “İşte Asım'ın Nesli” ümidi konuverdi yüreklerimize.

Veli Paşa Camii İmam hatibi Hüseyin Karataş'ın sinevizyondan sunduğu Mehmet Akif konulu slaytı apayrı bir renk kattı programa. Kısacık slaytta Akif bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Ve konuşmacımız; Hitit Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Salim Öğüt. Soy ismi gibi öyle öğütler verdi ki kulağıma küpe üzerine küpe oldu. En beğendiğim küpe; dilimize vereceğimiz değerle ilgiliydi. Dünyada Türkiye Türkçesi kadar hızlı değişen bir dil olmadığını vurguladığında “sen de değiştirenlerden olabilirsin ya da değiştirilmesine izin verenlerden Döndü” diye üzüldüm.

Okursanız diyor, okuyun diye ekleyerek Mehmet Akif'i en güzel anlatan kitaplar;

1- Eşref Edip

2- Hasan Basri Çantay

3- Mithat Cemal Kuntay

4- Ertuğrul Düzdağ.

Dili en anlaşılır hala yaşıyor olan yazarımız Ertuğrul Düzdağ. Ancak, kitabından pasajlar da okuduğu, Akif'in de 35 yıllık arkadaşı Mithat Cemal Kuntay'ın eserini tavsiye ediyor. Ailemle beraber sonuna kadar okuduğum tek kitap diyerek.

Kuranlı bir evde doğan, bir tek namazı kazaya kalmayan bir ailede yetişen Akif'i öyle güzel anlattı ki Prof. Dr. Öğüt 40 dakika içinde, ‘konuşmacılar konuşmalarını çok uzatmamalı' tezine inat sabaha kadar sürsün istedim. Az geldi. Başladı ve bitti gibi. İçimden; anlatılan çok güzel olunca; anlatan anlatsın dursun istiyor can dedim… İstiklal Marşı'nın kabulü programı olurda İstiklal Marşı şiiri okunmaz mı diyen baba ses anonsuyla geçen yıl İstiklal Marşı okuma yarışmasında ilköğretimler arasında birinci gelen Sümeyye Aksay İstiklal Marşı'nı okudu. Gözlerimiz bugu buğu… Sümeyye, sunucumuz Galip Aksay'ın da kızı. Kızını bağrına basarak tebrik etti, her birimizin hayalinde bastığı gibi.

Güzeldi. Güzel olmayan tek şey teknolojik arızaydı. Kulak patlatan ses ayarsızlığı her hayırda bir olumsuz olmak zorunda durumu mudur nedir, oluyor bu sorunlar böylesi değerli programlarda. Gittiğim hiçbir düğünde karşılaşmadığım ses arızası böylesi programlarda aynı salonlarda oluyor nedense!.

Hep söylüyorum böylesi değerli programlar artmalı. Katılım da artmalı.

Müftülüğümüze teşekkür ediyoruz devalarını dileyerek…