Elimizi çabuk tutmalıyız. Zira biz anlamaya vermedikçe kelamı, kendisini bize vermeyecektir Yüce Kelam da… Anlamanın yollarını bulup yola koyulmadıkça yollara düşenler yol bulacaklar. Bu yolda böyle.
Ortaokuldaydım. Fen Bilgisi Öğretmenimiz Şükrü Köle'ydi. Benim dönemim Şükrü Hocayı iyi tanırdı. Pek gülmeyen, ders dışı muhabbet etmeyen, görevini layıkıyla yerine getiren bir öğretmendi. Şükrü Hoca Fen Bilgisi öğretmenimizdi ama o yıl Din Kültürü Öğretmenimiz olmadığı için, dış görünüşüyle “Din Kültüründen” çok da anlayan biri olmadığı anlaşılan Şükrü Hoca Din dersimizi girmişti. Aslında tam da hatırlayamıyorum 1 yıl mı girdi yoksa birkaç ay mı? Belki de birkaç ders. Zira hatırladığım Din Kültürü öğretmenimizden; “Namaz, vücut sağlığı için faydalıdır. Namazda; kıyamdan rükuya, rükudan secdeye, secdeden tekrar ayağa kalktığımızda vücut hareket halindedir. Günde 5 defa hareket halinde bulunan vücut sağlıklı olur.”
Düşünmüştüm bu cümleleri duyunca: “O zaman sporcuların namaz kılması gerekmez, namaza sadece sağlık açısından bakıldığında.
Bu günlerde çıkan bir haberle aynı şeyi düşündüm. Manşet; “Sağlık İçin Namaz.” Haberde Malezya'da yapılan bir araştırmada, namazın sayısız faydalarının ortaya çıktığı, uzmanların “Namaz kılanların kaslarının çalıştığı, kan dolaşımının düzene girdiğini” söylediği yazılmış.
Bizim Şükrü Hoca araştırma yapmadan ne büyük bir teze imza atmış bizim için.
Araştırmayı yapan Prof. Dr. Fatima İbrahim. Malezya'da Malaya Ünv. Profesör Bizim Şükrü Hocamız ise sadece bir öğretmen. O gün kendisine eleştirisel baktığım Şükrü Hocamı şimdi takdirle yad ediyorum.
Biz Türkler çok şeyi biliriz de tescil ettirmeyi bilemeyiz. O yüzden yiyeceklerimiz, içeceklerimiz ve de düşüncelerimiz başka ülkelerce tescilleniyor.
Şu gerçek ki Namaz'ın fiziksel faydalarını bilmek için ne öğretmen ne de Profesör olmaya gerek var. Namaz hareketlerini dışarıdan gören her insan anlayabilir. Anlayabilir de araştırmanın ilginç tarafı da “hamileler için önemli” olduğunu söyleyip bizzat Müslüman olamayanlara da “namazı” tavsiye etmeleri. Yani Namaz; reçetelerde. Farklı araştırmalar yapan Hintli ve Çinli dernekler de aynı sonuca ulaşıyor ve 1 ay gibi kısa bir zamanda vücutta olumlu etkiler görülüyor.
Kötü kolesterolü olanlara da güzel haber; “Namaz ve dua sırasında hissedilen sükunet ve gevşemenin, stresin yol açtığı yüksek kolesterole karşı bir madde salgılıyormuş.” ABD'de Profesör Dr. Daniel Hall tarafından yapılan araştırmaya göre.
632 Yılında vefat eden Peygamber efendimiz (s.a.v) NAMAZ diyerek bize veda ederken meğer bize “yaşamanın” anahtarını teslim etmiş. Gözümün nuru derken, nursuz yaşanamayacağını ifade etmiş.
Bu araştırmanın asıl amacının ne olduğunu bilemiyorum, ancak Namaz sağlıklı bir insan olmak için kılınamayacağını söyleyebilirim. Namaz sağlık için reçetelerde yazılabilir ancak; sadece sağlık için eda edilen namaz sorguda “Beni eda etti” diye şahitlik etmez. Biz biliriz ki; amellerimiz niyetlere göredir. Niyet sağlıksa sağlıktır niyet; Allah Rızası içinse faydası yanında hediyesidir. Oruç da, hac da, zekat da öyle. Sayısız faydaları aşikardır. Asıl amaç ise Allah'ın sevgisidir. Sevgiye doymayan da ibadetlerini bol eyler, sağlıklı olma kaygısı olmadan.
Elimizi çabuk tutmalıyız. İslama en fazla hizmet vermiş biz Türkler Kelam'ın sayısız defa yinelediği “Düşünmez misiniz” emrine kulak vermezsek başka milletlerin düşündüklerini okumakla yetineceğiz.
Şükrü Hoca'nın yıllar önce bildiği tezi Prof. Dr. Fatimi İbrahim'den öğreniyormuş durumuna düşeceğiz. Düşünmez misiniz bu durum ne kadar da düşündürücü…