Vay be…

Ne zaman bu zaman…

Gerçi bu zamanlara da bir zaman gelecek “ah eski zamanlar” diyeceğiz belki de. Kim bilir, yaşayan görecek.

Bu bayram…

Bu bayram bi defa erken geldi gibi. Sanki 2 gün önce Ramazan Bayramı'ndan çıktık da daha “Ramazan Bayramına özel açılan baklavalarımızın son dilimi duruyorken bu gün Kurban Bayramı yaşadık gibi oldu.

Anlaşılamadı 2 ay 10 gün sonra gelen “yakınlaşmak” bayramı erken gelişiyle. Gerçi geldiği gibi gitti de. Ne zaman kurbana ilk bıçak sürüldü de 4. gün Teşrik Tekbirlerini getirmeyi bıraktık, anlayamadık…

Hıza yenilen ‘yavaşlık' zamanımızda pek de görülmeyen bir hal.

Şekerlerimiz de bayramlık kutularımızda kaldı bu bayram. Kafalarını kullanan vatandaşımızla ünlü Kayseri'mizde geçen Ramazan Bayramı'nda şeker toplamak için çıkan 3 yavrumuzun ‘hala' bulunamaması, şeker için kapılarımızı çalan çocukların azalmasına sebep oldu. Bayramlarda şeker için biri gidip biri gelen çocuklar, ailelerin tedirginliklerine kulak verdi de kapılarımız çalınmadı bu bayram. Komşu çocukları, en yakın ve tanıdıkları üç kapıya poşetiyle ancak gidebildi. O da uzaktan anne baba gözetiminde.

Haaa bir de virüsümüz var…

A1N1….. Bu nedir demeyin, zira 3 yaşındaki çocuk dahi ezberledi ne olduğunu. Aslında başta Başbakanımız olmak üzere tam anlayamasak da önlem olarak aşı vurunmak yerine “öpüşmemeyi” iyi belledik. Tam da bayram üzerine geldi de öpüşmekten dahi kaçtık. Hele hele gribin ilk hali söz konusu olduysa. Hafif atlatılan cinsten olsa bile eller öpülmemeliydi kesinlikle. Öyle de yaptık. Kimimiz tabi….

Zaten adetlerimiz kayboluyor diyen; adet, gelenek, görenek düşkünleri “Bana bir şey olmaz, Allah'tan her şey” deyip hayırlı bayramlar dilekleriyle öpüştü.

Allah'tan bu yıl Kurban kesenler için, kan akıtıcı vahşiler yaftası yapıştırılmadı. İlginç… Belki de bazı kurban kesenlerin kesiş biçiminde oldukça eleştirilecek durumlar çıktığı içindir. Ki yanlış kesiş biçimleri iyi ki o derece eleştirildi de kendini ‘kahraman' zanneden kasap(!), yetmese de ‘para cezası' aldı.

Öğrendiğimiz bütün güzelliklerin, bütün gülümsetici hallerin günü bayram günlerimiz, her yıl bir öncekinden geride ilerliyor. Maalesef…

Sebep; BİZLER…

Koskoca bir BİZ.

Ellerini hijyenlemekle kafayı bozan bizler öpülesi ellere dudaklarımızı değdirmedikçe “birleşmenin” hazzına varamayız. Dudaklarımızdan dökülen ‘bir' olma duaları eylemsiz kaldıkça, kabuller gecikir…

Saygının zarar gördüğü, sevginin zedelendiği ortama bir eylem yapma zamanı bir ‘bayram' daha ertelendi.

Olsun… Tek bir çocuğun gülümsemesi yüreğimize düşen umuttur. Bir tek umut yüreğimizde yer buldukça; zaman işte o zaman ‘zaman' olacak….