Kağıtlarla aramız 10 yıl öncesine göre açık. Bilgisayarın yardımcı aygıtları hayatımızda yerini alalı, elle kağıda yazılan aktarımlar azaldı. Aktarımlarımızı bilgisayar üzerinden yazıp, yazıcı yardımıyla çıktı alıyor, bilgisayardan çıkmış kelimelerin bizim olmuş olmasıyla yetiniyoruz. Albümlerimizdeki fotoğrafları ?tarayıcıyla' dijital ortamda arşivleyebiliyoruz. Fotoğraf makinesine film alma devrini hatırlayan 12 yaşında çocuk var mıdır acaba. Belki aileleri nostalji olarak anlattıysa. Artık tüm makineler bilgisayara doğrudan bağlanabilir haliyle. Ellerimizdeki çözünürlüğü yüksek fotoğraf çeken telefonlarımız, birbirimize anında iletebilme özelliğiyle de paylaşımda üst safhada. Ve daha bir çok sıralanabilecek dünün olmayan ?varları' hayatımızda kolaylaştırıcı etkisiyle hizmette. Peki ya ?anlamlar'. Anlamları anılarda mı kaldı işlevselliğinin. Elle yazılmış bir mektup, fotoğraf çekinmek için özenle giyinilmiş ailelerimizin ?peynir' komutunu duyup gülümsemiş hallerinin elimizdeki fotoğrafı, patronun istediği analizleri elleriyle raporlamış personel, şikayetimizi bir arzuhalcide dilekçeleyip, postalamalarımız. Eskiden daha mı kıymetliydi zorluğuna rağmen. Zaten zahmetli olan kıymetli mi olurdu.

Ben eskiye saygı duyan ama iç geçirerek de bakmayanım. Güzeldi evet elle yazılmış mektupları postadan almak. Ama yenilenen dünyanın geride kalmayan bir parçası olmak daha da güzel. Dünyada bazı ülkelerin bu teknolojilerinin ortağı olmadığını düşündüğümüzde, bu kompleksle yaşamamanın nimetine şükrediyorum. Hem bizim atfettiğimiz anlamlar, niyetler önemli değil mi? En son model bir teknoloji aletini nasıl tanımladığınız, ne anlam verdiğiniz ve ne niyetle kullandığımız aslolan. Gönderilen bir mesaj, e-meil, çektirdiğiniz fotoğrafın hissettirdikleri. Mesele bu olsa gerek; ne hissettiğimiz. Dünyanın sonuna değin aklımızın almayacağı ?kolaylıklar' gelse de soğuk bulmak yerine sıcak hislerle kalbimizi doldurmak lazım.

Bunları düşündüğüme yazarken daha da inandım. Belki siz de okurken daha da inanırsınız. O kadar iç içeyken düşünmediğimizi, kenarıya çekilince nasıl da anlıyormuşuz. Hayatın hızına yetişmede kolaylaştırıcı etkenleri ?yok' sayamadığımız gibi ?sevmiyorum' da diyememeliymişiz. Bunu son dakika haberlerini ajanstan anında videolarıyla izleyen ama yine de basılmış gazeteleri ellerinin arasında gezdirmeyi çok seven, internetteki bilgilerin yanında ?kitaplara' doyamayan, bilgisayarın arızasında çıldırarak kendini kaybeden ben söylüyorum. Ve bunu şuna rağmen inanarak söylüyorum; en küçük saldırıda tüm özelimizin saçıldığı, orta dereceli hatalarımızda maddi zarara uğradığımız, büyük sorun diyebileceğimiz uzun süreli elektrik kesintilerinde hayatın durma noktasına geldiğini bildiğim halde.

Teknolojisiz yaşanır da, onunla yaşayan bir dünyada paylaşanı olmakla daha bir güzel yaşanır.