''Sapasağlamsan karşısında herkesin o zaman senden daha iyisi yok. Ama bir zayıfladın mı sana yardım eden de olmuyor.'' Beklentiyle kımıldayan kalbin, bir türlü beklenene ulaşamamasından doğan bir feryattır bu. Vericiliğine rağmen alamamasına inancıdır. İnanca dönüşen kırgınlığında, kelimelerle kendine kabul ettirmesidir. Vefanın kendine uğramamasına isyanıdır.
İhtiyacın sadece aranmak değilse, muhtaçsan yardıma, vefasızlık illeti seni nasıl da deler. Yaşama da, anlama da bu hali.
Tomris Oğuzalp. Tiyatro sanatçısı. Ustası hem de. Gözlerini açtı mı korkutan sesiyle, ekran karşısında titrerdik. Onun mesleği o rolü yaptırmayı gerektirdiğini unutur, bedduaları sıralardık. Yetimin koruyucusu Allahsa (ki muhakkak Allah), yetimi öldüresiye döven bu kadını kahretmeliydi.
Bir film sahnesi değil hayat. Beddualarımız tutmuş olamaz. Evinde ölen sanatçı, ölmeden evvel verdiği bir röportajda; sanatçıların yaşlılıklarında yaşadıkları zor durumları dile getirerek vefasızlıktan yakınmış. Genç ve güzel sanat sanatçılara da güzelliklerine güvenmemelerini -ki kendisinin de gençken çok güzel olduğunu, yaşlılığında ise eser kalmadığını- salık vermiş.
Bu son sözleri, bir çare olur da çözümler getirir umudunu taşımak istiyorum. Sadece sanatçılarda değil ki vefasızlık ya da sadece yaşlılıkta. Gençliğinin baharında da yaşarsın, sıradan bir vatandaşken de. (Yalnız, demek ki yaşlılıkta üzerinden kalkılamaz sorun haline geliyor ki, öğüt vermek durumuna getiriyor.) Çeşit çeşit. Hepsinin ortaklığı; yıkıcı ve tüketici olması. En sevdiklerin, en özen gösterdiklerin, en unutamadıkların, en yardım ettiklerin sen bekleyip dururken yok olurlar. Oğuzalp bu tükenmişliğinde, düşünebilmiş midir yakınken bunca uzak kalışının sebeplerini. Cevap aldıysa kendinden, geç kalmışlığına rağmen bir nebze rahatlamıştır. Bir daha dünyaya gelsem repliklerini dilinde dolanırken duyabilseydik, kim bilir hayat sahnemizde ne dualar alacaktı. ''Sevgi neydi'' diye soran Türkan Şoray'ın ''Sevgi emekti'' çıkarımları bir çoğumuza doğru tercih yaptırmış, güvensiz kişilerin peşinden kör kütük koşturmamıştı. Oğuzalp düşünebilmişse vefasızlığa uğrayış sebeplerini, çözümlemesine de ulaşmış demektir. O düşüncelerini derinlemesine iletebilme fırsatı olsaydı, belki de kuyruğuna kadar yüzerdik bu sorunumuzun .