Binlerce Serikli camlarda özensizce de olsa yapıştırılmış ilanlardan ve gazetelerden öğrendiği Mustafa Yıldızdoğan konseri için çok sevindi.

23 Nisan ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda bu konser kültürel etkinliklerin az olduğu Serik'te bir ‘nimet.' Bu nimeti bize yaşatan Belediye Başkanımıza öncelikle teşekkür ederiz. Amalarımız olsa da konsere dair, ancak deyip her şeye rağmen teşekkür etmek gerektiği inancındayım. Özellikle böylesi anlamlı bir günde ismine yandaş sıfatları bol sanatçımızı tercih etmesi başkanımızın, takdire şayan. Güllü de sanatçıdır elbet, onunla da mutlu olabilirdi Serik, ancak “Ölürüm Türkiyem” diyen kadar gurur yaşatamazdı, eminim. Bu sebeplerle teşekkürler Mehmet Habalı.

Ancaaak…

Yer seçimi; başta Serik'in kolay ulaşabileceği bir meydan olması durumuyla iyi gibi gözükse de ayaktaki insanların rezilliğinden sonra doğru bir seçim olmadığı düşüncesindeyim.

Hasılı protokol bu durumu anlamayabilir. Zira benim gördüğümü onlar gör(e)memiştir. Görselerdi 70'lik nenem ayakta kalmaz, yer verirlerdi yaşına hürmeten. Hele o engelliler. Hele hasta olsalar da fırsat bu fırsat deyip gelenler. Ya çocuklar.

Akşama kadar işte yorulmuş kişi 4 saat ayakta kalınca ayaklar tutmayıveriyor. “Gelmesin o zaman konsere” diyenlere cevabım; insanlar arada bir de olsa ‘yaşadığını', işten başka da hayatın olduğunu hissetmek istiyor. Aynı şey ev hanımları içinde geçerli tabi ki. Yalnız öğrendim ki ve de üzüldüm ki ev hanımları işten gelecek eşlerine yer ayırmak için 20.30'daki konsere 16:00'da gelmişler. Saat farkı aradaki, söylenecek her şeye kabil sanırım. Haa çocuklar en rahatıydı itiraf ediyorum. Çıkıverdiler Türk Büyüklerinin omuzlarına, daha yüksekten izlemenin ve dinlemenin keyfini yaşadılar!

Bense sesini duymaya razı bir şekilde ayakta eşlik ettim tüm parçalarına Mustafa Yıldızdoğan'ımızın.

Oysa…

Bizim Akçaalan'da uzak da olsa yeni bir stadımız var. Hem de Ahmet Şafak konserinde kendini kanıtlamış bir yer. Arabası olan uzaktakiler arabasıyla, olmayanlarsa Çınaraltında Belediye tarafından kaldırılacak ücretsiz servislerle gidebilirlerdi. Çok da güzel olurdu. Müthiş de olurdu.

Kalabalıktık bu defa. Eskiden bu denli olmazdı kalabalıklar. Şimdi konser alanının civarındaki tüm işyerlerinin üzeri dahi doluydu neredeyse.

Umuyorum ve diliyorum ki bir daha ki kültürel etkinlikte sosyalleşirken ayaklar altında çiçekler ezilmek durumunda kalmaz. Zira Yıldızdoğan'ı görme arzusuyla gözümün önünde Atamızın büstünü bekleyen güzelim çiçeklere bastılar.

Üzüldüm, hem de çok. Bir şey deme durumumun dahi olmamasına daha da üzüldüm…

Bu sebeple ki…

Yakışmadı… Vay ki vay…