‘Allah'ım sen yarattığın faydalı bitkilerden razı ol. Sağken yaptığı zikirleri duy, bedenimde can bulduğunda da yaptığı iyilikleri gör.' Derkeeen annemin dışarıdan getirdiği virüsü, vücudum izinsiz alıverdi. O kadar da söyledim ‘ayaklarım sizi giydiriyorum, üşümeyin. Ağzım-burnum ayarınızı yaptım, dengesizleşmeyin.' Yok, olan oldu. O kadar keyifsiz içtiğim ot-çöpler ‘buraya kadar', ‘pes' dedi. Virüs pek yakışıklı çıktı ve sistemimi çökertti.
Neyse kiii, yaşanmışlıkla sabittir ki geçecek. Biraz burun çektirip ağlatacak, üzerine kıracak, dövülmüşten beter edip yataklara düşürecek ama bu yakışıklıya bu gönülde yer yok. Alsın başını gitsin. Gideceeek.
Asıl düşmanım başka. Beni halk arasında ‘erken bunamış' hale sokup rezil edecek olan B12'nin yerlerde sürünmesi. Hiçbir rahatsızlık beni evime üç dakikalık sağlık ocağına götüremezdi ama….
Okuduğum kitabın sayfasından diğerine üç dakikada ancak atlayınca, üst satırdaki kelimeleri unutunca, kendime bütün hastalıkları musallat edip, uzun yıllardır yaptırmadığım kan tahlilini yaptırdım. Bu defa çevremdekilerin ısrarı, ricası, dil dökmesi olmadan kendi isteğim ve arzumla aile hekimimizin kapısını çaldım.(sıramı aldım.) gerçi unutkanlığım, bir şeyi hemen anlayamam, iki defa açıklattırmam önceden de vardı ama bu kadarı da dile düşürür, erken bunamış ederdi beni. Velhasıl tatlı dilli aile hekimimiz Nazan hanımın dilinden dökülüverdi beklediğim (ya da inanmak istediğim) sonuç. B12 eksikliği ve kansızlık. Bir süre uzak durulası iğne ve haplarla koyun koyuna yaşayacağım. Araştırmama gerek kalmadan sonucu öğrendiğim gün çıkan sağlık haberinde bu B12 eksikliğinin ne menem bir rahatsızlık olduğunu öğrendim. Unutkanlık, hafıza geriliği,yorgunluk, halsizlik, ellerde uyuşma, depresyona sokma. (Son günlerdeki na ümid hallerimde bu mendeburdanmış zahir.)
Hafızasını 3 saniyede bir kaybeden balıklar meğer benim hafızamın tazeliği için yaratılmışlar. B12 vitamini vericisi kendileri. Pek alıcısı olmayan ben olacağım bundan böyle. Kalın kafalı cevizinde kafasını kırıp, beynini yiyeceğim beynim için. Gerçi yediklerim, işe yaramazsa yağ olarak kalacaklar ama olsun, denemeye değer. Zira itiraf etmekten çekindiğimi ifşa ediyorum ki… B12 iğnelerinin birinci kutusu ‘günaşırı', ikinci kutusu haftada birdi. Eczanedeki bayana yani ikindi vakti mi? Dedim. Yooo dedi ‘günaşırı'.Yani 4-5 gibi mi dedim. “Hayır, günaşırı yani bir gün vurunacaksınız, ertesi gün vurunmayacaksınız.”dedi. Bittiğim andı. Teşhisim varsa da bunun teşhisi…. Kısa çaplı sordum etrafıma ‘günaşırı'yı, bilen bildi. Allah'ım ekşi sözlükte çıkan kısa anıyı okuyunca da benimkinden kalır yanı yok dedirtti. Ekşi Sözlükteki anıda şöyle bahsediliyor: “ben: baba, günaşırı ne demek?babam: bir gün arayla demek.ben: bunu bana ne zaman söyleyecektiniz baba?babam: neyi?ben: günaşırının anlamını. ben günaşırıyı yanlış biliyormuşum.
babam: ne sanıyordun?ben: akşam üstü şöyle 5-6 gibi felan sanıyordum. :/annem: haha. nasıl öğrendin?ben: herkesin içinde!! arkadaş saçına besleyci bi karışım uyguluyormuş. hangi sıklıkla uyguluyorsun dedim, günaşırı dedi. her gün her gün zor olmuyor mu dedim. her gün değil, günaşırı dedi. ben de tamam işte, her akşam her akşam zor olmuyor mu dedim. her akşam değil, günaşırı dedi....annem: hahaha ilahi keyfekeder...ben: niye öğretmediniz anne?kardeşim: aslında söyleyecektik de, senin biraz daha büyümeni bekliyorduk. ben: :/
Ya Aliiim.(Her şeyi çok iyi bilen,hakkıyla bilen Allah) Ya Aliiiim. Ya Aliiim. Düşsün cemreler, gelsin bahar, kendimi doğaya bırakmak istiyorum. Yok yok, umudum iflas etmedi. Açık hava zihni açarmış da…J
Hamiş: Acımayın (ki başınıza gelmesin.)
Dua edin. (ki kabul olsun.)